













İki gün önce bu sütunlarda, Gürcistan ve Rusya arasındaki Güney Osetya krizinin tamamıyla çözümlenmesi ve bölgenin istikrara kavuşturulması amacına yönelik olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya atılan Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu’ndan söz etmiş, bu öneriyi (şahsım adına) umut verici bulduğumu belirtmiştim. Yine aynı yazıda, Azerbaycan ve Gürcistan ile yapılan görüşmelerin genel anlamda olumlu seyrettiğini de dile getirmiştim. Bugün, Azerbaycan’ın söz konusu platforma yönelik bakışına odaklanalım…
Kafkasya Platformu projesi uygulama alanına koyulabildiği takdirde Ermenistan bu platformun önemli bir üyesi olacak, bunu biliyoruz. Peki Yukarı Karabağ işgalinden dolayı Ermenilerle kanlı bıçaklı olan kardeş ülke Azerbaycan, bu meseleye nasıl yaklaşıyor? Türkiye’nin Ermenistan ısrarı karşısında nasıl bir tutum sergiliyor? Yaklaşık bir asırdan beri, Osmanlı Türkiye’sinin ‘Millet-i Sâdıka’’sı olan Ermenilerle sorunlar yaşayan ve Ermenistan tarafından düpedüz nefretle bakılan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu girişimini son kertede ne derece doğru buluyor?
Geleneksel bakış açısı ile yaklaştığımız zaman ne Türkiye’de, ne de Azerbaycan’da Ermenilerle yakın olmak düşüncesinin pek popüler olmadığını biliyoruz. (Ermenilerin de aynı şekilde düşündüğünü unutmayalım.) Fakat artık tüm dünyada siyaset algısının çok değiştiğini ve geliştiğini göz ardı etmemek lazım. Bu bağlamda hem Türkiye’de, hem Azerbaycan’da hem de Ermenistan’da liberal politik algıyı benimsemiş grupların etkili olmaya başladığını, bu grupların ülkeler arası ilişkilerdeki paradoksallığı [benim bu ülke ile şu sorunum varsa, bu sorunumun çözülmesi de o sorunumun çözülmesine bağlıdır, önermesini bu paradoksallığa örnek verelim] aşarak yeni bakış açıları ürettiğini biliyoruz. Buna göre, bir ülke ile bir konuda anlaşmak imkânsızlığını sürdürürken bir başka konuda anlaşabilmek mümkün olabiliyor.
Bu noktadan hareketle şunları söyleyebiliriz: Türkiye’nin Azerbaycan ile olan ilişkileri ve Yukarı Karabağ işgaline bakışı bellidir. [Zaten bu bakış açısı gerek Başbakan gerek Dışişleri Bakanı tarafından her fırsatta ortaya konulmaktadır.] Türkiye’nin bu konularla ilgili dış politika algısında herhangi bir değişme söz konusu değildir. Amaç, geleneksel anlaşmazlıkların dışında kalan önemli sosyal ve ekonomik alanlarda bir yakınlık kurmak ve belki de bu yakınlığın sağlayacağı birbirini anlamaya çalışma ortamı ile arapsaçına dönüşmüş geleneksel sorunların çözümüne gidecek olan yolu aralamaktır.
Haziran ayında Azerbaycan’a günübirlik seyahat eden ve Azeri Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşen Başbakan Erdoğan, görüşmelerin sonunda yapılan ortak basın toplantısından anlaşıldığı kadarıyla, Azerbaycan’ı Kafkasya Platformu konusunda ikna ederek kardeş ve dost ülkenin desteğini almış gibi görünüyor.
Ancak Azerbaycan’daki tüm siyasi çevrelerin bu ziyaretle ikna olduğunu da sanmayalım. Mesela Azerbaycan siyasi arenasında faaliyetlerini sürdüren Umut, Müsavat, Azerbaycan Halk Cephesi ve Karabağ Azadlık (bağımsızlık) Örgütü gibi politik kurumların gazetelere verdikleri demeçler, Kafkasya Platformu’nu, gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir hayal olarak gördüklerini gösteriyor.
Bunun dışında Türkiye’yi, Azerilere sırt çevirmekten tutun da, yanlış politik adımlar atmakla ve Bakü’ye düşman olan safta bulunmakla suçlayan Azeri siyasetçilerin de var olduğunu belirtelim. Ayrıca, iyi niyetli Türkiye’nin kötülüğü hoşgörü ile ortadan kaldırmaya çalışmasının boşa vakit harcamak olduğuna inananları da unutmayalım…
Sonuç olarak, Azerbaycan’ın Kafkasya Platformu’na bakışı, Ermenistan ile olan kötü ilişkilerinden kaynaklanan bir sağlıksızlığı barındırıyor gibi görünüyor. Ancak yine de Azerbaycan’ın devlet politikasının Türkiye’ye güvenmek yönünde olduğunu, Ermenistan fobisinin dostluk ve kardeşliğimizi zehirleyemediğini bilerek mutlu olalım…
