Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Ali Zengin
alizengin44@hotmail.com
Aytmatov’u ağlayarak anlamak
30 Mayıs 2009 Cumartesi 12:27

 

   Güdük kuyruklu atı Beyaz Gemideki yaşlı dedenin okşaması da bir tür ağlamaydı aslında… Sevgilinin eksikliğini ona hissettirmeden ağlamak…  Sessiz ve dingin bir şekilde… Ve biz bütün dedelerimizde o dedeyi aradık…

    Adı hâlâ bulunamayan o küçük çocuğa, o küçük gölcüğü yapan da dedeydi.   Aytamatov’un deyimiyle; “Çocuk, kendisine ait bir gölcükte yürüyordu,” gözyaşlarıyla oluşturulmuş bir gölcüktü o küçük su kümeciği.  Anne baba bilinmez bir ufukta, sadece bir dedeyle yaşanan bir hayata sahipti ufaklık. Öyle bir hayat ki çoğu zaman sığ aklı bile yetiyordu, yapay gölün derinliklerine ulaşmayı ve balık olup uçmak bütün dünya görüşü için yeterliydi. Yüzmek değildi amaç gölcüğün dibinde olacaksın ama balık olarak uçabilmeyi hayal edeceksin...

   Şüphesiz ki Aytmatov, gözyaşlarıyla yapılmış bu göletle çocuğu hayatta tutuyordu. Hayallerine vuruyordu her şeyi. Hayatta dedesi, gölü, hiç ulaşamadığı beyaz bir gemisi ve dürbünü olan bir çocuğun arkasından ağlayacak hiç kimsesi yoktu. Hatta üvey nineye göre o bir yabancıydı.  

    “Bir yabancıyı ne kadar yedirip içirsen, ne kadar baksan, yine yabancı kalırdı.. Bir yabancı!” bu kadar keskin açıklamış yazar ninenin ağzından çocuğu. Ve çocuğa sahip çıkarcasına devam etmiş. “Peki, ya o başkasının çocuğu olmak istemiyorsa? Hem niçin o yabancı oluyormuş. Belki de asıl yabancı ninesiydi.”

       Küçük bir sineğin mide bulandırdığını; Kurdun küçük bir Çıpalağ’ı yemesiyle anlatır bize Aytmatov. Kurtluktan köpeğe dönüşmek de bir ağlamadır… İçindeki Çıpalağ’ın kendisini ele vermesinden dolayı, yeme içmeden kesilen kurt, insan gibi ağlar sızlar. Büyük gördüğü bedenini küçültür ve av için; “Hiçbir yere gitmem artık. En iyisi gideyim birinin köpeği olayım...” der. Kabul etmiştir hatasını kurt, cezasını kendi keser. Büyüklüğünü küçüklüğe bürümüştür artık.

      Kurdun oturup ağlaması, ormanların kesilmesine karşılık balta sesini duyar duymaz acı acı ağlamaya başlayan kargaların ağlamasından çok farklıdır şüphesiz. Ala kargalar cananlarına yuva derdindedirler. Canhıraş bir ağlama duyulur onlardan da…

    Adı olmayan çocuğun, Maral anaya duası da tamamen ağlama üzerine kurulmuştur aslında. Dedenin ve halanın ağlamaları bu duaya iter çocuğu. Çocuk Marallara bakarak yalvarmaya başlar. Dedenin, Bekey Halanın ağlamaması için bir geyiğe dua ediyordu çocuk sığ aklıyla… Dedesinin o geyiği romanın devamında avlaması ise asıl onu ağlatan sahneydi. Sırası gelen herkes ağlamıştı ama dedenin ağıtı Maral anayı avlamakla bitmişti. İşte çocuğun Orozkul enişteyi bile sevebilme duası:

    “Boynuzlu Maral Ana, ne olur, boynuzuna takarak bir beşik getir Bekey halama. Yalvarırım bir beşik getir.. Bir de çocuğu olsun... Böyle yalvararak Boynuzlu Maral Ana'ya doğru koşuyordu. Çayda koştuğu halde suya batmıyordu ama karşı kuyuya da bir türlü ulaşamıyordu. Koşuyor, koşuyor ama hep olduğu yerde kalıyordu sanki. Yine de Boynuzlu Maral Ana'ya yalvarıyor, Boynuna bir beşik tak da getir onlara. Bir şey yap ki dedem ağlamasın, Orozkul enişte Bekey halayı dövmesin. Küçük bir çocukları olsun. Yemin ederim ki herkesi seveceğim. Orozkul enişteyi bile seveceğim. Tek bir çocukları olsun. Boynuzuna tak da bir beşik getir onlara...”

     İnsanların hayatı hiçbir zaman hayallerindeki gibi olmazmış. Hayal ikliminde yaşamak ve bu dünyadan geçici olarak sıyrılmak için Türk hikâye ve romancılığının en büyük yazarlarından biri olan Aytmatov’u tanıma yolunda küçük bir adım atalım.

    Aytmatov’un milli şuur ile bezenmiş cümleleri beyinlere işlendiğinde ve eserleri eksiksiz olarak analiz edildiğinde, keyifle içilen bir kahveye benzer… Belki de en güzel yemeğe…

    Kelimelerin doyumuna ulaşmak için Cengiz Aytmatov’u okuyun lütfen!

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
ismail yiğit
Yorum teşekürler
sayın Ali Zengin hocam çok teşekür ederim sayın Aytmatov'un değer vermenizden ve çok iyi anliz etmenizden kaynaklanıorki çok güzel yazılarınızla bizimle paylaştığınız için çok teşekür ederimrnbaşarınız devamını dilerimrnyazılarınızı merakla heycanla takip etmekteyim..
04 Haziran 2009 Perşembe 09:53
Hayrullah LAYIK
Yorum Aytmatov'u Hürmetle Anarken...
Aytmatov,Türk dünyasından çıkıp kendisini batının o şa'şalı edebiyat alemine kabul ettirebilen tek yazarımızdır,imdi Aytmatov bunu nasıl kesbetti onu iyi idrak etmek gerek zira Aytmatov kendi değerleriyle barışık kendi kültüründen nemalanan bir yazardı,batılının hakkını vermeliyiz bu hususta şayet kıymetli ve bir milletin duyuşunu düşünüşünü yansıtan eserlere gereken ehemmiyeti vermekte hatta onu taçlandırmakta,Aytmatov'u rahmetle anarken Türk romancılara da evrak-ı şahanesiyle büyük bir miras bırakıyordu.Ali ZENGİN bey'in de bir romancı olması hasebiyle Aytmatov'u daha iyi idrak etmesi gerektiğini düşünüyorum.Kaleminize sağlık..muaffakiyetler diliyorum..
01 Haziran 2009 Pazartesi 13:35
Erkan Seçer
Yorum Kırgız dev Cengiz Aytmatov
Türkiyede gerçekten Cengiz Aytmatova değer verilmiyor. Çok okunmalı çok. teşekkür edriz böyle bir yazı kaleme aldınız için
30 Mayıs 2009 Cumartesi 17:35
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Cumhurbaşkanı'nın Görev Süresi Kaç Yıl?
Cumhurbaşkanı\'nın Görev Süresi Kaç Yıl? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR