













Avrupa’da Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın bütçe açıkları ve borçlarıyla ilgili sorunların Avro Bölgesi’ne yayılması ve bölgenin sınırlarını aşarak boyutlarının daha da büyümesinden endişe edilirken Financial Times’ın köşe yazarlarından Wolfgang Münchau ise IMF'in olası müdahalesinin etkisini yazdı. Bir uyarı da IMF eski Başekonomisti Simon Johnson'dan geldi. Johnson " İngiltere'yi de aynı katagoriye koyun" dedi
Bu
Avrupa ülkelerinde olanların, kırılgan küresel ekonomideki toparlanmanın kaderinde büyük etki yaratacağı gerçeği, herkesi ürkütüyor.
Portekiz ve
Yunanistan’da,
bütçe açıklarını azaltmak için kamu harcamalarının kısılması planlarına
ciddi siyasi direniş gösterilmesinin yanı sıra Yunanistan’ın
iflas
edebilme tehlikesi ya da zaten zor durumdaki Avrupalı hükümetlerden
maliyetli bir kurtarma planına ihtiyaç duyması ve bu durumun
finansal olarak zor durumdaki
İspanya ve Portekiz’e de sirayet etmesinden korkuluyor.
Yunanistan’ın olası bir iflası, halihazırda finans yönünden yıpranmış
ve Yunanistan tahvillerine sahip bankaların bilançolarında yeni
deliklere yol açacak.
Avrupalı yetkililer, Yunanistan’ın
kurtarılmasına ihtiyacı olmadığını ve bu yıl bütçe açığını kapatmak
için ihtiyaç duyduğu 54 milyar avroyu borçlanabileceğini söylüyorlar.
Yunanistan’ın krizden kendisinin çıkması gerektiğini vurgulayan
yetkililer, bu ülkenin, tembel ekonomisini daha rekabetçi yapmak
konusunda yıllardır süren başarısızlığını ödüllendirmek olacağı
gerekçesiyle finansal kurtarma planına karşı çıkıyorlar.
AB’nin geçen hafta mali planını onayladığı Yunanistan, geçen yıl
gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 12,7’si oranındaki bütçe
açığını, 2012 yılına kadar GSYH’nin yüzde 3’ün altına indirmeyi
hedefliyor.
Yaşlı nüfusa sahip, ihracatı düşük ve bütçe
açığını düşük göstermek için geçen yıl ekonomiye ilişkin rakamlarla
ilgili yanlış bilgi vermesi nedeniyle güvenilirlik sorunu bulunan
Yunanistan, bütçe açığını azaltmak için kamu harcamalarını kısmayı,
yeni vergi ve ücret politikası yasası çıkarmaya çalışıyor.
Ancak Yunan hükümetinin bu politikalarının çalışanların şiddetli muhalefetiyle karşılaşması bekleniyor.
Yunanistan’ın içinde bulunduğu durum geçen hafta
Kanada’da
düzenlenen G-7 Maliye Bakanları ve Merkez Bankaları Başkanları
toplantısının gündemini de oluşturdu. Avro Bölgesi’nin üst düzey
yetkilileri, toplantıda Yunanistan’ın yarattığı endişeleri gidermeye
çalıştılar.
Avrupa
Merkez Bankası (AMB) Başkanı
Jean-Claude Trichet yaptığı açıklamada,
bütçe açığı
krizinin etkilediği Yunanistan’ın, bu açığı azaltmayı hedefleyen
harcamaları kısma planını uygulayacağına inandığını ifade etti.
Yunanistan’daki krizin kontrol altında olduğunu göstermeye çalışan Avro Bölgesi Başkanı
Jean-Claude Juncker
de, “biz, Avro Bölgesi’nin temsilcileri, Yunanistan’daki durumun ciddi
ve bu sorunun çözüleceğini açıkça ortaya koyduk” diye konuştu.
Fransa
Maliye Bakanı
Christine Lagarde da Avro Bölgesi ekonomilerinin, Yunanistan’ın planını izleyeceğini söyledi.
PORTEKİZ
Avrupa’da ekonomik durumu kaygı yaratan ülkelerden biri de Yunanistan’dan sonra sırada olduğu ifade edilen Portekiz.
Portekiz’de geçen hafta Sosyalist azınlık hükümetinin kamu
harcamalarını kısma planı parlamentoda muhalefetin oylarıyla
engellenirken, muhalefet partileri özerk bölgelerin daha fazla
borçlanmasına izin veren bir yasayı kabul etti.
Hükümet ise
özerk Azor Adaları ile Maderia Adaları’nın daha fazla borçlanmasına yol
açan bu yasanın gelecek dört yılda bütçe açığında 400 milyon avroluk
bir delik açacağını belirterek, muhalefeti “sorumsuzlukla” suçladı ve
uluslararası piyasalara yanlış bir sinyal olan yasanın iptali için
mücadele edeceğini bildirdi.
Yasa, Azor Adaları ve Maderia
Adaları’nın herbirinin gelecek dört yılda yıllık 50 milyon avro
borçlanmasının önünü açıyor. Hükümete göre, Madeira Adaları’nın zaten
1,2 milyar dolar borcu bulunuyor.
Portekiz’in bütçe açığı
2009’da GSYH’nin yüzde 9,3’üne ulaştı. Hükümet, kamu istihdamını
azaltarak, kamu çalışanlarının maaşlarını dondurarak ve diğer
harcamaları kısarak, bütçe açığını 2013 yılına kadar Avro Bölgesi için
sınır olan GSYH’nin yüzde 3’ünün altına indirmeyi hedefliyor.
Portekiz’de ayrıca, geçen yıl GSYH’nin yüzde 76,6’sı olan kamu borcunun
bu yıl GSYH’nin yüzde 85,4’üne çıkacağı tahmin ediliyor.
İSPANYA
Uluslararası piyasaların mercek altına aldığı diğer bir ülke ise İspanya.
Yunanistan’ın yaşadığına benzer bir borç krizi olasılığı nedeniyle uluslararası
kredi
Bütçe açığını dizginleyebilmek için 50 milyar avro (70 milyar dolar)
tasarruf yapmayı planlayan İspanya, 2013 yılına kadar bütçe açığını AB
kriteri olan yüzde 3 seviyesine indirmeyi hedefliyor.
Her
ne kadar İspanya, Yunanistan ve Portekiz ile karşılaştırılmayı
umursamasa bile ekonomik ve parasal işlerden sorumlu
AB Komisyonu
üyesi Joaquin Almunia’nın, yüksek ücretler ve düşük verimliliğin bu üç
ülkeyi diğer Avrupa ülkelerine karşı daha az rekabetçi yaptığı
açıklaması geçen hafta piyasaların kaygılanmasına yeterli olmuştu.
Yunanistan ve Portekiz’in birlikte Avro Bölgesi’nin ekonomik üretiminin yüzde 5’inden azını, İspanya ise yüzde 11,7’sinden fazlasını karşıladığı için Yunanistan ve Portekiz’in olası bir iflas durumunda kurtarılmasının, İspanya’nın kurtarılmasından çok daha az maliyetli olacağına dikkati çekiliyor.
Avrupa Reform Merkezi Baş Ekonomisti Simon Tilford, İspanya’nın büyük bir ekonomi olması nedeniyle, bu ülkede ciddi bir krizin kontrol edilemeyecek bir noktaya girilebileceği uyarısında bulundu. Tilford, Avro Bölgesi’nin, Portekiz ya da Yunanistan için muhtemel bir kurtarma söz konusu olursa bununla baş edebileceğini ancak, İspanya’da ise tamamıyla farklı bir sorun ortaya çıkaracağını ifade etti. derecelendirme kuruluşlarının ve yatırımcıların odağında yer alan İspanya’nın bütçe açığı, geçen yıl GSYH’nin yüzde 11,4’üne ulaştı.
KAMU VE TOPLAM DIŞ BORÇLAR
Dünya
Bankası’nın 2009 yılı üçüncü çeyrek verilerine göre, Yunanistan’ın kamu
borcu 384,1 milyar dolar ve toplam dış borcu ise 594,5 milyar doları
buluyor. Portekiz’in kamu borcu 166,9 milyar dolar ve toplam dış borcu
538, 1 milyar dolar, İspanya’nın ise kamu borcu 463,2 milyar dolar ve
toplam dış borcu ise 2 trilyon 525,1 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Uluslararası Para Fonu’nun
(IMF), Dünya Ekonomik Görünümü Ekim 2009 verilerine göre, Yunanistan’ın
bu yıl GSYH’sinin 352,2 milyar dolar, Portekiz’in GSYH’sinin 228,5
milyar dolar ve İspanya’nın ise 1 trilyon 475,4 milyar dolar olması
bekleniyor.
İNGİLTERE BORÇ KONUSUNDA İSPANYA VE YUNANİSTAN İLE AYNI KATEGORİDE
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski Başekonomisti Simon Johnson, İngiltere’nin, borç sorunuyla karşı karşıya bulunan ülkeler Yunanistan ve İspanya ile aynı kategoride görülebileceğini söyledi.
İngiltere
ekonomisi, 6 çeyrek üst üste küçülmesinin ardından 2009 yılının son
çeyreğinde resesyondan çıksa da büyüme sadece yüzde 0,1 oldu.
Hazine Sözcüsü, hükümetin ülkeyi küresel krizden koruyabilmek için
borçlanmanın artışına izin verdiğini doğrularken, toparlanmanın mali
güçle paralel olmasının ekonomiyi destekleyeceğini, bunun için
hükümetin gelecek 4 yılda açığı yarıya düşürmek için açık bir plan
ortaya koyduğunu belirtti.
Geçen hafta avro dolar karşısında son 7 ayın en düşük seviyesine gerilerken, Yunanistan’ın borç sorununun İspanya ve Portekiz gibi diğer Avrupa ülkelerine yayılabileceği endişelerini de getirdi.
Johnson, İngiltere’nin de hükümet borç seviyesi baskı altında olan ülkelere eklenebileceğini söyledi.
Finans piyasalarının bu ülkelerin mali hesaplarına baktığını ve
gördüklerini beğenmediğini ifade eden Johnson, Yunanistan’ın ekstrem
bir örnek olduğunu, ancak söz konusu diğer ülkelerde de bütçe durumunun
zayıf olduğunu belirtti.
Johnson, “Ve İngiltere’yi bu
listeye eklemeliyim. Piyasalar, bütçeyi yakın gelecekte gerçekten
kontrol altına alacağınıza ve güvenilir adımlar atacağınıza ikna
edebilene kadar, büyük bir sorununuz olacak” dedi.
Sorunlara hızla tepki vermediği için G7’yi “temelde yararsız bir
organizasyon” olarak nitelendiren Johnson, “G7 ülkeleri tamamen
direksiyon başında uyuyor” diye konuştu.
G7’nin Avrupa’nın
çoğunluğunun ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunun ayrımında
değilmiş gibi gözüktüğünü, bunun İspanya, Yunanistan ve Portekiz ile
sınırlı olmadığını,
İrlanda’nın da dahil olacağını,
İtalya’nın ateşle oynadığını düşündüğünü belirten Johnson, Avro Bölgesi’nin içinde çok ciddi kriz olduğunu kaydetti.
BORÇLARI 30 TRİLYON DOLARI BULAN G-7 ENDİŞELERİ GİDERMEYE ÇALŞIYOR
G-7
ülkelerinin toplantısı, Avrupa’da bazı ülkelerdeki bütçe açıkları ve
büyük borçların küresel toparlanmanın rayından çıkacağı endişelerinin
finansal piyasaları salladığı döneme denk düştü.
Böylece
Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın artan bütçe açıkları ve borçlarının
gündemin ana konusunu oluşturduğu Kanada’daki toplantı sırasında Avro
Bölgesi’nin üst düzey finans yetkilileri, bu bütçe açıklarıyla ilgili
ve Avro Bölgesi’nin geleceğine ilişkin artan endişeleri gidermeye çaba
gösterdiler.
Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı
Jean-Claude Trichet yaptığı açıklamada, bütçe açığı krizinin etkilediği
Yunanistan’ın, bu açığı azaltmayı hedefleyen harcamaları kısma planını
uygulayacağına inandığını ifade etti. Trichet, “Yunanistan
hükümetinin, yinelediğim gibi bu amaca ulaşmasına izin verecek bütün
kararları alacağından eminiz ve bunu bekliyoruz” dedi.
Yunanistan’daki krizin kontrol altında olduğunu göstermeye çalışan Avro
Bölgesi Başkanı Jean-Claude Juncker de, “biz, Avro Bölgesi’nin
temsilcileri, Yunanistan’daki durumun ciddi ve bu sorunun çözüleceğini
açıkça ortaya koyduk” diye konuştu. Toplantıya katılan Uluslararası
Para Fonu (IMF) Başkanı
Dominique Strauss-Kahn’ın, geçen hafta, Yunanistan isterse yardım etmeye hazır oldukları yönündeki açıklamasını değerlendiren Juncker,
IMF’nin yardımına ihtiyaç bulunmadığını söyledi.
Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde da Avro Bölgesi ekonomilerinin, Yunanistan’ın planını izleyeceğini söyledi.
IMF MÜDAHALESİ TARTIŞILIYOR
Öte yandan
Financial Times’ta yayınlanan bir yazıda
Avrupa Birliği’nin,
kıtayı etkisi altına alan borç sorunu için Uluslararası Para Fonu’dan
(IMF) yardım istemesinin, yatırımcıların gözündeki güvenilirliğini
kaybetmesine neden olabileceği belirtildi.
Financial Times’ın köşe
yazarlarından Wolfgang Münchau, yaşanan son borç krizi ile ilgili
olarak bazı çevrelerin euro bölgesinin kendi sorunlarına çözüm
bulamadığını düşündüğünü ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) devreye
girmesini istediğini belirtti. Bu çevrelerin “IMF’nin bütün sorunu
ortadan kaldıracak deneyim ve güce sahip olduğu” savına dayandığını
söyleyen yazar sorunları çözme konusunda IMF’ye başvurmayı en son
seçenek olarak gösterdi.
Almanya ve Fransa’nın sorunlu ülkeleri kurtarma konusunda karışık sinyaller vermesinin, ülke borcu krizinin farklı ülkelere de sıçrayacağı korkusu yarattığını belirten Münchau, IMF’nin müdahalesi durumunda, AB’ye olan güvenin tamamen kaybedebileceği ve AB’nin, piyasaların gözünde kendi sorunlarını bile çözemeyen bir birliğe dönüşebileceğini iddia etti.
