-
1 Ocak 1996 Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile Türkiye, AB üyesi olmadan Gümrük Birliğini kuran ilk ve tek ülke olmuştur.
-
Aralık 1997 Lüksemburg Zirvesi. Zirvede, Avrupa Birliği Ortak Avrupa evinin inşası konusundaki siyasi perspektifini ortaya koymuş ve bu hedef doğrultusunda AB'nin genişleme sürecine ilişkin stratejik öncelik ve tercihlerini belirlemiştir. Lüksemburg Zirvesinde Türkiye bu süreçten dışlanmıştır.
-
10-11 Aralık 1999 tarihinde Helsinki'de yapılan AB zirvesinde, Lüksemburg'daki hata düzeltilmiş ve Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üye adaylığı tescil edilmiştir. Böylece Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde yeni bir sayfa açılmış. Bu Zirve'de AB liderleri Türkiye'nin AB üyeliğine aday bir ülke olduğunu teyit etmişler ve diğer aday ülkelerle eşit kriterler temelinde değerlendirileceğini belirtmişlerdir. Helsinki Zirvesi Kararlarına göre, Türkiye'nin, diğer aday ülkeler gibi Katılım Öncesi Stratejisi'nden ve katılım öncesi araçlardan yararlanması ve bir Katılım Ortaklığı Belgesi hazırlanması öngörülmüştür. Katılım Ortaklığı Belgesi, Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ne uyumu ve Topluluk mevzuatını üstlenmesi için gerekli çalışmaları tamamlamasına yönelik kısa ve orta vadeli hedefleri ortaya koyacak şekilde hazırlanmıştır. AB, Türkiye için hazırladığı ilk Katılım Ortaklığı Belgesi'ni
8 Mart 2001 tarihli kararı ile kabul etmiştir
-
2003 ve 2006 yillarinda Katılım Ortaklığı Belgesi yenilenmiştir.
- Katilim Ortaklığı Belgesi üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.
-
6 Ekim 2004 tarihinde, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyum yönünde kaydettiği aşamaların ve mevcut eksikliklerin saptandığı İlerleme Raporu açıklamıştır.
-
16-17 Aralık 2004 tarihinde gerçekleştirilen Zirve'de, AB liderleri, Türkiye'nin siyasi kriterleri yeterli ölçüde yerine getirdiğini belirterek müzakerelerin 3 Ekim 2005'te başlaması konusunda anlaşmaya varmışlardır.
-
3 Ekim 2005 tarihinde Lüksemburg'da yapılan Hükümetler Arası Konferans ile Türkiye resmen AB'ye katılım müzakerelerine başlamıştır.
Yukarıda yazılanlar haricinde,hem Helsinki,hem de kopenhak kriterleri ülkemizin önüne konmuş,taviz istenmeye devam edilegelmiştir.
Burada sayamadığımız,daha bir çok gerekçe vardır.
Türkiye bir çok yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen serbest dolaşımdan faydalanamakdır.
Gümrük birliği tek taraflı olarak kabul ettirilmiştir.
Kıbrıs şart değil denmesine rağmen önümüze konmuştur.
Vs.vs....
Bir çok ülke Türkiye'den sonra başvurmasına rağmen onlar girmiş,bize bekleyin denilmiştir.
Neresinden bakarsanız bakın,bu kadar ikili politikalar sadece bize uygulanmış ve devam etmektedir.
Bizce hükümet yarım asra yaklaşan bu maceradan vazgeçip,daha gerçekçi,ortaklıkları düşünmeye başlamalıdır.
Sevgiyle kalın,hoşçakalın.