













Yarım Asır’a yaklaşan bir “Devlet” politikasıdır “Avrupa Birliği” üyeliği...maceramız...
Bu zaman zarfında çeşitli anlaşmalar yapılmış,müzakerelere başlanmış,bizce bir arpa boyu yol alınmamıştır.
Türkiye’den sonra başvuru yapan bir çok ülke,üyeliğe alınmış,ne hikmetse ülkemiz alınmamıştır.
Sürekli kurallara uyan,ev ödevlerini harfiyen yerine getiren,bu kıdemli “aday”kapıdan içeri sokulmamıştır.
Gümrük birliği’ni bile tek taraflı uygulatmışlar,her türlü mal,yurdumuza elini kolunu sallayarak girerken,ihracat yapılan bütün ürünlerimize “kotalar,sınırlamalar”getirilmiştir.
Bu kadar yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan Türkiye,yarım asır sonra “Fiyaskodan”öteye geçmeyen üyelik başvurusunu derhal geri çekmelidir,onurlu bir devlete yakışır şekilde...
Merkel ve Sarkozy,ısrarla Türkiye’nin üyeliğe alınmayacağını defaatle söylediler,en son da her iki ülkede ortak bir metinle,gazetelerde(Fransız Journal Dimanche,Alman Die Welt) “AB’ nin sınırlara ihtiyacı var”diyerek bir şeyler ima ederek, ifadelerini bereberce deklare ettiler.
Daha ne desinler bu insanlar...
“Biz sizi üyeliğe AL-MA-YA-CA-ĞIZ”anlayın artık”!!!!
Ama bizim siyasetçiler bu restleri görmemekte ısrar ediyorlar.
Yahu elli senedir giremedik te ne oldu?.
Hep tavizleri biz verdik,biz!!!
Bu rüyadan pardon,”Fiyasko”dan birileri uyandırmalı bizimkilerini,devlet politikası filan da atılmalı lügatımızdan artık yeter.
En son Kıbrıs’ta oynadıkları yeter de artar bile,Rum kesimi girdi birliğe,hani K.K.T.C. tanınacaktı?
Türkiye artık uzun soluklu hesaplar,planlar yapmalı,kendisinin çıkarlarını en üst düzeyde olacağı yeni birlikler kurmalı ya da en azından araştırmalıdır.
Gündüz vakti havai fişekler(birliğe girdik diye..) atılan benim ülkemde,ciddi olarak başka ufuklara yelken açılmalıdır.
Türkiye geçmişte olduğu gibi,yeni dünya düzeninde de aktif siyasi manevralar yapacağı konumda olmalıdır,Dünya’nın en büyük ordularından biri elinde,ekonomi olarak 20.sırada olan bir ülkeye yakışır şekilde hareket etmelidir.
Büyük Önder’in,”muassır medeniyet”seviyesine bir an önce çıkmaya başlamalıdır.
Aksi takdirde,Merkel ve Sarkozy’nin benzer beyanatlarını daha çok okuruz.
Sağlıcakla kalın,hoşçakalın...
