Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Sabriye Nişancı
snisanci@haberajans.com
Asgari Ücretle Geçinebilmek
08 Şubat 2009 Pazar 22:57

Hava soğuk;

Kış günü buz kesiyor her yer. Artık alaca karanlık olmuş. Genç kadın küçük kızın elinden tutmuş hızlı, hızlı pazarı dolaşıyor. Karanlık iyice bastırmadan ucuz ve taze ne bulabilirse almaya çalışıyordu. Küçük kız bir ağlama tutturmuş. Yoldan geçen insanlar, pazarcılar küçük kızın “Ben oyuncak istiyorum. Ben o uzun saçlı bebeği istiyorum” diye ağlamasını duyuyorlardı.

Küçük kızın uzun kirpiklerinden iri damlalar dökülüyor. Çığlık çığlığa “Ben o uzun saçlı bebeği istiyorum” diye ağlıyordu. Şimdi onun tek hayali uzun sarı saçlı bir bebekti. Dizinde uyutup ninniler söyleyecekti, saçlarını tarayıp masallar anlatacaktı. Ona arkadaşlık yapacak bir bebekten başka bir şey istemiyordu.

Genç kadının yüreği eziliyordu kızının ağlamasına ve kızının istediği uzun saçlı bebeği alamayışına. Zordu annelik. Zordu çocuğunun ağlamasına dayanmak. Hem de çok zordu çocuklarına istedikleri şeyleri verememek onlara yapamam, alamam demek çok zordu. Ama alamazdı ay sonuydu. Kocasının verdiği üç beş kuruş ancak bir haftalık yiyeceğe kadardı. Ona bile azdı aslında ama yapacak bir şey yoktu. İdare etmek zorundaydı. Zordu geçim savaşı.

Oğlanın okul masrafları, mutfak masrafı, ev kirası, elektrik, su telefon faturası odun kömür alalım derken eve giren para iki gün içinde su gibi gidiyordu. Üstlerine başlarına yeni bir kıyafet almadıkları ise sanki asırlar olmuştu. Öyle geliyordu genç kadına. Zaten neydi ki eve giren para. Asgari ücret. Gerçekten çok zordu bu zamanda asgari ücretle geçinmek üstelik biri okula giden iki ve çocukla ve kirada oturulan bir evle.

Akşam giderek bastırmış. Genç kadın alacağı birkaç parça sebzeyi almış evine gidiyordu artık. Küçük kızı ağlaması biraz sakinlemiş ama hala içini çekiyordu. O içini çektikçe genç kadının yüreği sıkışıyordu.

Daha oğlana pastel boya takımı alması gerekliydi. Oğlu günlerce ağlamış yerlere yatmıştı. “Ben pastel boya takımı istiyorum. Bütün arkadaşlarımın var benim yok. Öğretmenin kızıyor. Bende pastel boya takımı istiyorum” diye. Annesinin de babasının da yüreği burulmuş ama ellerinden bir şey gelmemişti.

Ve kışın iyice bastırmasına rağmen oğluna şöyle sıcacık tutacak bir mont bile alamamışlardı. Üşüyordu yavrucak okula giderken “Yolda üşüyorum ben” diyordu. Babası da “Söz Oğlum” demişti. “Sana söz bu ay sana şöyle içi yün sıcacık bir mont alacağım. Hiç üşümeyeceksin artık okula giderken” demişti. Ama içi yanmıştı “Ya elimden gelmezse ya alamazsam oğluma mont ya verdiğim sözü tutamazsam oğluma” içi yanmıştı genç adamın.

Genç kadın adımlarını daha da sıklaştırmış bir yandan kırtasiyeye yetişmeye çalışıyor. “Kapanmadan yetişsem bari” diye düşünüyor. Bir yandan da bunları düşünüyordu kocasını çocuklarını ve verdikleri geçim savaşını.

Kırtasiyeye girdi. Hemen girişteki adama sordu. “En uygun fiyatlı pastel boya takımı hangisi?” Almıştı boya takımını oğlu nasıl da sevinecekti ama son kalan parayı da boyaya vermişti.

“Ne olacak bizim bu halimiz” diye düşündü. “Ne olacak bu memleketin bu hali böyle. Geçinemeyen milyonlarca insan varken. Çocukların istediklerini ihtiyaçlarını doğru dürüst karşılayamazken nasıl sağlıklı bir nesil yetiştireceğiz geleceğe” diye düşündü.

Korkuyordu.

Hem de çok korkuyordu. Çocuklarına iyi bir gelecek verememekten onlarında gün gelip kendileri gibi aynı sıkıntıları çekmesinden çok korkuyordu genç kadın.

Artık eve yaklaşmıştı. Kızı artık susmuş yüzü asık söyleniyordu sitem ediyordu annesine “Abimin boyasını aldın benim bebeğimi almadın ben sana küstüm. Sen beni sevmiyorsun abimi seviyorsun” diyordu.

Eve kocasıyla aynı anda girdiler. Aynı anda aynı şeyleri düşündüler ucuz olsun diye akşam pazarına çıktığını ve akşam soğuğunda daha fazla üşüdüklerini. Çok üzülüyordu genç adam çok severek evlendiği karısına yaşattığı hayata üzülüyordu. Elinden gelse ona daha rahat bir yaşam sunmak isterdi. Ama olmuyordu işte yetiştiremiyordu bir türlü aldığı asgari ücretle ile ancak bu kadar geçindirebiliyordu karısını çocuklarını.

Evleri küçücüktü. Çok zor ısınırdı ve asık suratlı hiç gülmeyen bir ev sahibeleri vardı. Her ayın beşinde dikilirdi kapıya kira diye. Sonra kirasını alır defalarca sayardı. Aslında kira aldığı o kadar çok evi varken zevk alırdı zaten geçim derdinden tutuşmuş insanları para para diye sıkıştırmaya genç adam kirasını verir “Bir dahaki ayın beşine kadar umarım görmem yüzünü” deyip kapardı kapıyı.

Her akşam karı koca oturur dua ederlerdi. “Bizim çektiğimiz sıkıntıları inşallah çocuklarımız çekmezler. Umarım onlar büyüyünceye kadar her şey çok güzel olur ve çocuklarımız tüm ülkemizin çocukları yokluğu kendi çocuklarına yok demeyi çaresizliği bilmezler” diye dua ederlerdi.

Bu ailede gibi ülkemizde yaşayan milyonlarca aile var. Hepside geçim derdinden yaralı. Hepsinin bütün hevesleri kursaklarında.Ve   hepside ümitsizler bugünden ve gelecekten. Kimisi aldığı ücretin azlığından çocuklarının istediklerini alamamaktan canı acıyor. Kimisi karısını geçim derdinde bıraktığından. Kimisi de parasızlıktan sevdiğini alamamaktan.

Ama dediğim gibi ülkemizin çok büyük bir kesimi bugünden mutsuz. Kendilerinin ve çocuklarının geleceğinden umutsuz..

                                              
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Birol YILMAZ
Yorum ASGARİ ÜCRET ve KDV
Değerli Yazar, 500 küsur TL asgari ücretin %18 i KDV dir. Bu demektir ki 500 liranın 5 te biri 100 lirası KDV olarak elinizden ALINACAKTIR. Çünkü bunu tuz, ekmek, ne alırsan al ödeyeceksin. O halde senin asgari ücretin 400 TL demektir. Yani 500 TL DEĞİL!!!!!!!!! Nedense bunu söylemek kimsenin AKLINA GELMEZ..... Öte yandan PIRLANTA da KDV SIFIR. (AKP-RTE nin mariferti) Pırlantayı alıp satan ATASAY sülalesinin RTE nin çocuklarının ORTAKLIĞI- "TOSUN" dolayısıyla ORTAYA ÇIKTI. Başbakan TOSUN 'u TANIMAM DEDİ. Halbuki şirketteki vekilleri imiş. Pırlanta da KDV nin neden SIFIR olduğunu da bu sebeple anlamış olduk....... İŞTE sizler ALDATILIP - KANDIRILDIKÇA Ve de AKILLANMADIKÇA Asgari Ücretle Geçinebilmek HAYAL olacağı gibi, Bir gün bakacaksınız VATAN GİTMİŞ, MİLLET BÖLÜNMÜŞ, T.C. YIKILMIŞ, İRAN Cumhuriyeti OLMUŞ. Gidiş o gidiştir. Bu vesile ile selamlar,
09 Şubat 2009 Pazartesi 17:12
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR