













15 Aralık tarihinden bu yana kahramanca bir mücadele veren Tekel işçileri, bugün, Türkiye’nin dört bir yanından aileleriyle birlikte Ankara’ya gidecekler.
Pazar günü ise Türk-İş, Tekel işçilerine destek amacıyla ilk bölgesel mitingini Anakara’da gerçekleştirecek.
Bu mücadele, elbette ki her şeyden önce bir “hak arama” mücadelesidir. Kazanılmış olan hakların korunması mücadelesidir.
Ama AKP Hükümetinin, bu son derece haklı mücadeleye karşı almış olduğu kanun tanımaz zorba tavır, Tekel işçilerinin mücadelesine; “hak aramanın” ötesinde anlamlar kazandırmıştır. Tekel işçileri, Türkiye için mücadele ediyorlar.
6 Ocak günü Türkiye çapında Tekel işyerlerinde gerçekleştirilen referandumda, yüzde yüze yakın bir sonuçla “mücadeleye devam” kararının çıkması, işçilerin kararlılığını gösteriyor. Referandum sonucu, Tayip Erdoğan’a cevaptır.
Türkiye önümüzdeki dönemde işçilerin çok daha kararlı mücadelesine sahne olacak. Tekel işçilerinin mücadelesinin sonucu ne olursa olsun, emekçi sınıfların AKP iktidarına karşı tutumları artık farklı bir düzlemde olacaktır.
“Hak verilmez alınır” düsturunun, en şiddetli biçimde hayata geçirildiği günlere gebedir Türkiye…
İktidar, tekel işçilerine karşı takındığı tavırla buna hizmet etmiştir.
TAYYİP VE YETİM HAKKI
1. Tayyip Erdoğan, “tüyü bitmemiş yetimin hakkını yan gelip yatan Tekel işçisine yedirmem” diyor. Gerçekte Türkiye’de, “yetim hakkı”ndan bahsetme hakkına sahip olacak en son kişidir Tayip Erdoğan!
İktidar olduktan sonra Citibank’ın 3 milyar dolarlık vergi borcunu silen kişidir Tayyip Erdoğan.
Aynı kişi Tekel’e ait bütün fabrikaları, içindeki mallarla birlikte 292 milyon dolara satmıştır. Ve bilindiği gibi Tekel’i alan firma bir yıl sonra aynı Tekel’i, bir Amerikan firmasına 950 milyon dolara sattı.
Damadının çalıştığı “Çalık Grubu”na, devletin bankalarından 3 yıl ödemesiz 750 milyon doları peşkeş çeken bir kişinin, yetim hakkından bahsetmeye hakkı olabilir mi? 20’li yaşlardaki oğluna “gemicik” alırken, servetinin kaynağı olarak oğlunun düğünündeki takıları gösteren kişinin yetim hakkından bahsetmesi komiktir.
Dünyanın en pahalı mağazalarından, 40 bin dolarlık takım elbiseyi sırtına geçirmede beis görmeyen bir kişinin, yetim hakkından bahsetmesine karşı söylenecek söz Türkçede vardır ama o sözü bu yazıda kullanmak çok şık olmayacak.
Tayip Erdoğanların 8 yıllık iktidarları döneminde türeyen yeni zenginler, “Tüyü bitmemiş yetimin hakkı”nı gasp ederek o servetleri biriktirdiler. Elbette ki iktidarın gözetimi ve koruması altında…
TEKEL İŞÇİSİ DEMEK, MİLLİ EKONOMİ DEMEKTİR
2. Tayyip Erdoğanlar işbaşına gelmeden önce Tekel işçileri fabrikalarında çalışıyorlardı ve Türkiye her yıl Tekel ürünlerinden yüzmilyonlarca dolar gelir elde ediyordu.
Sadece Tekel’e ait fabrikalarda toplam 80 bin işçi çalışıyordu. Bugün ise sadece 12 bin işçi kaldı onların da bu ay sonlarında işlerine son verilecek.
2002 yılında 320 bin çiftçi ailesi geçimini tütün tarımından sağlıyordu. Oysa şimdi bu rakam 180 bin aileye düşmüştür.
Bu rakamlar bir yanıyla Tekel işçisinin, Türkiye’nin milli ekonomisini temsil ettiğini gösteriyor.
Ama diğer yanıyla AKP iktidarının, yüzbinlerce ailenin ekmeğini elinden aldığını, onları açlığa mahkûm ettiğini ortaya koyuyor.
Ve bu rakamlar şu gerçeği bütün çıplaklığı ile göstermektedir:
Bu ülkenin yetimleri ve yoksulları eğer bugüne kadar bir dilim ekmek buldularsa, bu, ülke ekonomisine büyük değerler katan işçilerinin emeği, alınteri sayesinde mümkün olmuştur.
Ve eğer bu ülkenin yoksulları ve yetimleri bugün bir sıkıntı içinde iseler; bu da, iktidarın koruduğu ve kolladığı hortumculardan dolayıdır.
İŞÇİYE ASLAN, ZALİME KUZU
AKP iktidarı, Abdi İpekçi Parkı’nda hakkını arayan işçiye gaz ve basınçlı su ile saldırdı.
Tayip Erdoğan eczacıya, işçiye tehdit üzerine tehdit savuruyor.
Aynı iktidarın Büyükelçisine İsrail’de, diplomasi tarihinde örneği olmayan bir küstahlık yapılıyor, aşağılanıyor.
Geçen sene Vaşington’da Tayip Erdoğan da benzer muamele ile karşılaşmıştı. Korumaları, Obama’nın korumaları tarafından Otel kapısından tekme tokat kovulunca, Tayip Erdoğan süklüm püklüm geri dönmek zorunda kalmıştı.
Kural böyledir.
Zalime boyun eğen, mazluma karşı aslan kesilir.
GÖREV BAŞINA
Şimdi bu ülkenin bütün emek konfederasyonlarına, bütün meslek örgütlerine, bütün demokratik kitle örgütlerine ve bütün yurtseverlerine, aydınlarına görev düşüyor.
Tekel işçisine destek olmak bugün bir namus borcudur, vatanseverlik görevidir.
15 Ocak günü aileleriyle birlikte Ankara’da olacak Tekel işçisi ile omuz omuza olmak, varlığını ve geleceğini bu ülkenin bağımsız, başı dik ve emeğe saygı duyulan bir ülke olmasında gören herkes için en büyük görevdir.
vatan kalmadı