













Yalanı, gerçek yapabilir misiniz?
Kontrgerilla’nın (Gladyo) teorisi ve pratiğinde, “yalanı gerçek olarak sunmak” oldukça önemli bir yer tutar.
Ama bu zor işi yapabilmeniz, kitleleri, “yalanın gerçek olduğuna” inandırmanızı sağlayacak araçlara sahip olmanız gerekir.
Basın yayın organları, bu iş için olmazsa olmaz araçlardır.
Onun içindir ki ülkemizde Gladyo’nun son büyük operasyonu başlamadan önce Medya’ya operasyon yapılmıştır.
MEDYAYA OPERASYON
Basın yayın organları ya doğrudan ele geçirilmiştir. Ya da ceza ve tehditlerle esas olarak hizmete amade hale getirilmiştir.
Bu amaçla bilindiği gibi Tayyip Erdoğan, Sabah ve ATV’yi devletin olanaklarını devreye sokarak “Bizim Çalık”a aldırdı.
Fethullahçı olarak bilinen işadamları Kanal Türk televizyonunu ve Bugün gazetesini ele geçirdiler.
Star gazetesini de “Tayyip Eroğan benim idolüm” diyen Ethem Sancak almıştı. Eskiden beri Fethullah’ın ve yandaşların elinde olan Zaman, Yeni Şafak, Vakit, Samanyolu Tv, Kanal 7 vb gibi basın yayın organlarını saymaya gerek yok. Ama bütün bu kuruluşlar da AKP iktidarı döneminde devletin olanakları ile iyice palazlandılar.
Bir de Ergenekon tertibi için özel olarak çıkartılan operasyon gazetesi Taraf var tabii.
Ve elbette TRT’nin, çok sayıdaki televizyonu ve radyosu….
Vergi cezaları ve iktidar gücünün sağladığı olanaklarla tehdit edilen ve hizaya getirilen gazete ve televizyonları da unutmamak gerekir.
Kısacası AKP iktidarı bu operasyonların sonucunda bugün bulunduğumuz aşamada, artık “yalanı gerçek yapma” gücüne ulaştığını düşünmektedir.
“BÜYÜDÜK” YALANI
Son günlerde malum medyanın büyük gürültüyle duyurduğu “iki haber”den hareketle anlattıklarımızı somutlayalım:
Yılın ilk çeyreğine ait büyüme rakamı açıklandı: Yüzde 11.7.
Malum medya’da manşetler:
“Dünya küçüldü, Türkiye büyüdü.”
“Baş döndüren büyüme”
“Eksen büyümesi”
Vb. vb.
Daha önemlisi Türkiye’nin büyüme rakamları ile Çin’in büyüme rakamları arasında yapılan kıyaslama idi. Hemen hemen bütün gazeteler ve televizyonlar Türkiye’nin “büyüme rekorunu kıl payı kaçırdığını” yazdılar.
İşte bu, “yalanı gerçek yapma” operasyonudur. Çünkü gerçek bambaşkaydı:
Yüzde 11.7 büyüme geçen yılın ilk çeyreğine göre olan büyümedir. Geçen yılın ilk çeyreğinde ise Türkiye Yüzde 14.5 küçüldü. Yani Türkiye bu çeyrekte yaşanan büyümeye rağmen daha geçen yılın seviyesine gelememiştir.
Geçen yılın son çeyreğine göre ise büyüme sadece yüzde 0.1’dir. Yani yerinde saymıştır.
Çin ile yapılan kıyaslama ise yalanın yalanıdır. Çin geçen yılın toplamında yüzde 8 büyüdü. İlk çeyreğindeki büyüme ise yüzde 12 civarındadır.
Özetle Çin yüzde 8’in üzerine yüzde 12 büyümüştür.
Bir tarafta yerinde sayan, daha doğru bir ifadeyle 2008 seviyesine henüz gelmemiş olan bir Türkiye, öte yandan her sene istikrarlı olarak yüzde 10 dolaylarında büyüyen bir Çin var.
Ama işleri “yalanı gerçek yapmak” olanlar için bu rakamların bir önemi yok. Çünkü onlar gerçeğin peşinde değiller.
Kendi amaçlarını gerçekleştirme uğruna, “yalanı gerçek olarak sunmak” gibi bir uğraşın içindeler.
GÜL’ÜN HARİKA OĞLU!
Şimdi gelelim ikinci habere:
“Abdullah Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, Harvard’a giriş sınavında 800 üzerinden 800 puan alarak büyük bir başarı elde etti.”
Bu “haber” de malum medyada büyük başlıklarla ve tantanayla verildi.
Oysa Odatv’den Barış Pehlivan’ın haberi ile anlaşıldı ki, söz konusu “sınav” bizim bildiğimiz sınavlardan değil. Geçen yıl, 10 binin üzerinde öğrenci Harvard’a giriş sınavında 800 üzerinden 800 almış. Üstelik Harvard alınan puandan çok başvuranın referansına bakarak öğrenci alıyor.
Adeta bir formalite “sınav”, büyük bir “başarı” olarak duyuruldu Türkiye’ye.
Bu da bir “yalanı gerçek olarak sunmak” operasyonudur.
ERGENEKON TERTİBİ
Ergenekon tertibi de en baştan bir dizi yalanın gerçekmiş gibi kamuoyuna sunulması ile başladı ve devam ediyor.
Ümraniye’de bir evin çatı katında ele geçmiş bomba yoktu ama varmış gibi sunuldu.
İşçi Partisi’nde ne Yargıtay krokisi, ne Yaşar Büyükanıt’a ait gezi programı, ne MİT’in “Karargâh evleri Raporu” belgesi vardı. Malum medya bunlar varmış gibi yayın yaptı.
Malum medya yaptığı yalan haberlerden dolayı defalarca mahkûm oldu. Yüz bin liranın üzerinde tazminat ödemeye mahkûm edildi.
Ama aynı hızla yalan haber yapmaya devam ediyor.
Ödenen cezanın onlar için bir önemi yok. Çünkü o da operasyonun bir parçası. Yalanlar için ödenecek olan tazminatlar için belli bir fonun ayrıldığı anlaşılıyor.
Aksi halde yazmaktan dolayı mahkûm oldukları bir yalanı tekrar tekrar yayınlamalarının hiçbir açıklaması yok.
Evet, Amerika, F Tipi Gladyo ve AKP iktidarı Amerikancı faşist diktatörlük hedeflerine ulaşmak için çok zor bir işe soyunmuş durumdadırlar.
Bütün basını ele geçirebilirler. Çok daha yoğun propaganda ile “yalanı gerçek yapma” operasyonuna devam edebilirler.
Ama bir gerçek, bin yalandan daha güçlüdür. Yeter ki “gerçeğin sahibi”, gerçeğin egemen olduğu dünya için mücadelede üzerine düşeni yapsın.
