Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
“Operasyon Kudüs”: Bir rüyanın anatomisi
17 Ocak 2011 Pazartesi 08:53

Ülkemizin önde gelen İran uzmanlarından Prof. Dr. İsmail Aka ile yapmış olduğumuz özel sohbetlerden birinde, Türkiye’nin son yıllarda kurmaya çalıştığı “geniş pergelli” dış politikayı ve Ortadoğu’ya yayılma opsiyonlarını tartışırken, kaçınılmaz olarak büyük siyaset adamı ve Selçuklu tarihçisi Osman Turan’dan da söz açılmıştı.

Hoca bir anısını anlattı.

Bir gün merhum Osman Turan’ın Osmanlı hanedanına mensup eşi Satıa Hanım Sultan ile bir sohbetlerinde, Satıa Hanım, Türklerin bir gün mutlaka Balkanlara geri döneceğini, bunun Osmanlı Devleti’nin meşru varisi olan Türkiye’nin “tarihe olan borcu” olduğuna inandığını söylemiş.

“Güzel bir rüya” diye ekledi İsmail Aka, bu anısını anlattıktan sonra, “ama sadece bir rüya, bugünkü hükümet de aynı rüyayı görüyor.”

Güldük.

İsmail Bey’in sohbetimiz esnasında “sadece bir rüya” dediği şeyin gerçekten de bir rüya mı, yoksa gelecekte gerçekleşebilmesi muhtemel bir “tarihsel seçenek” mi olup olmadığını tartışmayacağım.

Fakat bir tarihçi olarak, “bugünün rüyasının yarının gerçeği olabileceğini” de biliyorum, onu söyleyeyim.    

Bunu şunun için anlattım:

Birkaç gün önce elime bir kitap geçti.

“Hasan Karaman” imzalı kitabın ismi “Operasyon Kudüs: Türkiye Cumhuriyeti’nin Kudüs’ü Fethi...”

Uşak merkezli bir yayınevi olan AKY tarafından piyasa sürülmüş olan kitap politik-kurgu türünde bir roman…

Kitapta, İsrail’in Akdeniz’in açıklarında Mavi Marmara gemisine çıkarma yaparak dokuz Türk vatandaşını katletmesinden sonra yaşanan sürecin “Kudüs’ün fethedilmesi” ile sonuçlanışını anlatıyor.

Türkiye’nin halihazırdaki Ortadoğu politikasının Osmanlı mirasının bir tür dirilişine doğru ilerlediğini savunan eserde, Müslüman Ortadoğu coğrafyasında ağırlıklı olarak İslami geleneğin oluşturduğu siyasal bir paydanın “potansiyel olarak” mevcut olduğu ve bu potansiyelin “müşterek bir siyasal aklın” inşasında kullanılabileceği ileri sürülüyor.

Romanın kurgusuna yedirilen (eseri okurken zaman zaman bir strateji çalışmasını okumakta olduğunuz hissine kapılacaksanız da) düşünceler, uyumakta olan bir mirasın diriliş seremonisi niteliğinde ve mevcut siyasal konjonktürün “ulaşabileceği” (ya da yazarın ulaşmasını istediği) olası bir menzilin hayalini yansıtıyor.

Yazar, gerçekleşeceğine iman ettiği bir rüyayı görüyor eser boyunca…

İsimlerini vermese de, hepsini tanıdığımız fikrine kapıldığımız kahramanlar, roman boyunca, aynı rüyayı (yazımızın başında “güzel bir rüya, ama sadece bir rüya” diyerek sözünü etmiş olduğumuz rüyayı) görüyorlar: “Türkiye, İsrail ile bir sinir savaşına giriyor, Ortadoğu’da ortak bir siyasal yapılanmanın temelini atarak Osmanlı Halkları Birliği’ni kuruyor, Gazze’deki ablukanın kaldırılmasını, Filistin’in özgürlüğe kavuşturulmasını ve Kudüs’ün yeniden Müslümanların eline geçmesini sağlıyor.”

Vesaire…

Kitabı okurken, aklıma, Mavi Marmara gemisinde yapılan katliamdan dolayı düzenlenen yürüyüşler ve bu yürüyüşlerde “İsrail’e ölüm… Kudüs Müslüman’dır…” diye haykıran kalabalıklar geldi.

İsrail’e savaş açılmasını ve Filistin’e “özgürlük götürülmesini” isteyen bu kalabalıkların haykırışları, kolektif bilinçdışının saklısında bulunan duygu ve düşüncelerle belirli bir tekâbüliyet ilişkisine sahipti.

İsrail karşıtı yürüyüşler, bilinçdışında dinlenmekte olan düşüncelerin kendilerine bir yol bularak kamusal alanda görünür oluşunu temsil ediyordu.

“Metal Fırtına”yı hatırlayın.

Hani şu “Burak Turna” ile “Orkun Uçar” tarafından kaleme alınan ilk politik-kurgu serimizi…

Serinin ilk kitabı yüz binlerce satış rakamına erişerek büyük bir ticari başarı elde etmişti.

Kitabın edebi niteliğinden (Geçtiğimiz günlerde, 2010 yılının en iyisi seçilen kitaplardan hiçbirinin çok satanlar listesine girmediğini okuduk gazetelerde…) kaynaklanan bir durum muydu bu peki?

Hayır tabi ki!

Kitabın ticari başarısının sırrı, içeriğinin toplumsal karşılığında saklıydı.

Hatırlayın, “Metal Fırtına” raflarda ilk yerini aldığında Amerika Irak’ı işgal etmiş ve İran’a “höt” demeye başlamıştı.

Herkes, sırada Türkiye’nin olduğunu, Amerikalıların Irak’taki işlerini bitirdikten sonra önce İran’ı vuracaklarını, daha sonra da Türkiye’yi işgal ederek Büyük İsrail’in kurulması yolundaki o büyük adımı atacaklarını falan söylüyordu.

Koca koca adamlar televizyon ekranlarında bu “paranoyakça düşünce”yi dillendiriyor, kitlelerin zihnini aslı astarı olmayan ürkütücü “fantazma”larla dolduruyorlardı.

Zaten eskiden beri Amerika’ya ve İsrail’e karşı antipatik olan insanlar, kendilerini “negatif içerimlere” sahip olan bu rüyalara kaptırmışlardı.

Kahvehanelerde, sokaklarda, akraba ziyaretlerinde, dost meclislerinde, çilingir sofralarında, rakı-balık sefalarında ve neşeli fasıllarda hep bu geyik dönüyordu.

“Bakın görün, İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecek.”

Kolektif bilinç, işaret ettiğimiz düşünceye ilgiliydi.

Bundan dolayı, yani anlattığı hikâyenin herkesin ilgisini çekmesinden dolayı “Metal Fırtına” serisinin özellikle ilk kitabı çok ciddi bir satış rakamına ulaştı ve yoğun olarak tartışma konusu edildi.

“Operasyon Kudüs”ü okurken, aklıma gelenler bunlar…

Türkiye ile İsrail arasındaki gerginlik bitmek bilmez bir şekilde ve sürekli kendini yenileyerek devam ediyor.

Bir yandan Türkiye İslam ülkelerindeki etkinliğini gün geçtikçe arttırıyor, bir yandan da insanlar her yerde Türkiye-İsrail gerginliğinin gelecekte hangi noktaya erişeceğine dair varsayımlarda bulunuyor ve Türkiye’nin Ortadoğu’daki yeni pozisyonu ve İsrail ile olan ilişkisi arasında bağlantı kurarak bölgenin geleceği üzerine tahminlerde bulunuyor.  

Konjonktürel şartlar son derece müsait…

Yeni bir “Metal Fırtına vakası” ile karşı karşıya olabiliriz.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
srvr
Yorum politik kurgu
bu alanda okuınulabilecek kitapların başında geliyor
19 Ocak 2011 Çarşamba 14:47
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR