Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
“Muhteşem Yüzyıl”lar
10 Ocak 2011 Pazartesi 08:39

En başından söyleyeyim: yine bir yığın etik tartışmanın konusu olan “Binbir Gece” isimli diziden bildiğim Halit Ergenç’in “Kanuni Sultan Süleyman” rolünü oynadığı “Muhteşem Yüzyıl” isimli dizi filmin yayınlanan bölümünü izlemedim.

Vaktim yoktu.

Ama bir tarihçi olarak diyelim, meselenin büyük bir tartışmanın fitilini ateşlemesinden dolayı, kendimi, bu dizi ile ilgili birkaç söz söyleme şehvetinden alıkoyamadığım için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Dizi, 75 bin kişi tarafından, özetle söyleyelim, “milli-manevi değerlere ve milli-manevi değer niteliğindeki tarihsel karakterlere” dönük hakaret ve aşağılama unsurları barındırdığı için RTÜK’e şikayet edilmiş.

Kimileri, dizide “Büyük Osmanlı Padişahı ve Halife-yi Ruy-i Zemin Kanuni Sultan Süleyman Han Hazretleri”nin kadın ve alkol düşkünü bir “sefih” olarak gösterilmekte olduğunu ve bunun “şu ya da bu açıdan” kabul edilemez bir durum olduğunu söylüyor.

Doğrudur.

Kimileri de tarihsel gerçeklerin saptırıldığını ve en basit tarihsel olguların bile saptırılarak kurgulandığını ve böyle bir durumun da “tarih bilimi açısından” kabul edilemez olduğunu söylüyor.

Bu da doğrudur.

Başta dizinin “konsept danışmanı” olan değerli Osmanlı tarihçisi Doç. Dr. Erhan Afyoncu olmak üzere, kimileri de, bu dizinin “belgesel değil, kurgu,” yani bir sanat ürünü olduğunu, dolayısıyla da yapılan eleştirilerin “bu durumu göz ardı ettikleri için” anlaşılır olmadığını söylüyor.    

Bu da doğrudur.

Yapılan tüm eleştirilerde ve bu eleştirilere getirilen tüm savunularda bir haklılık payı olduğunu söylememin kimilerine tuhaf geleceğini biliyorum.

Kim bilir, belki birileri bu yüzden kalkıp suçlar da beni…

Şundan emin olun ki, onlara da hak vereceğim.

Çünkü tarih, ya da daha spesifik bir yaklaşım sergileyelim, tarihsel bir olgu, en nihayetinde “onu anlayan, üzerinde düşünen, kelimelere döken, kağıda aktaran ve bir metin haline getiren” öznenin, yani tarihçinin “öznel bir tasarımından” başka bir şey değildir.

“Salt metin”den ibaret olan bütün tarih anlatıları, referans olarak yine kendileri gibi “salt metin”lerden beslenirler.

Dolayısıyla bütün tartışmaların “metin” üzerinde dönmekte olduğunu, zaten bundan başka bir mecranın da mümkün olmadığını kabul etmek zorundayız.

İnsanın elinde metinden başka bir şey yoktur.

Gerçek şu ki, “yazılı bir metin, inşa edilmiş bir tasvir ve kurgulanmış bir anlatı,” her kim tarafından kurulursa kurulsun ve hangi “değerleri” yansıtıyor olursa olsun, “gerçek olanla ontolojik bir tekâbüliyete” haiz değildir.

Metin gerçek değildir yani, anlatı tarih değildir.

Şöyle somutlayalım:

Tarihçi öznenin sübjektif bir tasarımı olan tarih metni, onu tasarımlayanın “aktüel olan karşısında takındığı pozisyondan,” örneğin onun dünya görüşünden, ekonomi anlayışından, dini inanışından, cinsel fantezilerinden vs… bağımsız değildir, olamaz.  

Tarihin metinsel görünümü (bu film, dizi, roman, şiir, ders kitabı olabilir), metni üretenin bakışında barınan şu ya da bu özelliklerle maluldür, dolayısıyla özneldir.

Son günlerde yine tartışma konusu edilen ve kimi “objektif” eleştirmenler tarafından “propaganda filmi” olmakla yaftalanan “Hür Adam” ne kadar öznelse, “Muhteşem Yüzyıl” da o kadar özneldir.

Her iki kurgu da “senaristlerinin ya da yönetmenlerinin” öznel ve özgül ürünleridir.

Şunun “sanat” filmi, bunun “propaganda” filmi olduğunu söylemek de öznel bir yaklaşımdır.

“At sahibine köşe kişner” ve bunda anormal bir durum da yoktur.

“Muhteşem Yüzyıl” yoktur, “muhteşem yüzyıllar” vardır.

Yine “Hür Adam” yoktur, “hür adamlar” vardır.

Herkesin “muhteşem yüzyılı” farklı olduğu için, herkesin “Muhteşem Yüzyıl”ı beğenmeme, bu beğenmeme durumuna “rasyonel” temeller bulma hakkı vardır.

Kendince herkes haklı olabilir, hatta haklıdır.

Ama kimse de “benim muhteşem yüzyılıma uymuyor” diye başkasının “Muhteşem Yüzyıl”ını örneğin “yayından kaldırmak” istemesin.

Bu ülkenin, bu ülke vatandaşlarının çok çilesini çektiği “linç kültürüne” kimse katkıda bulunmasın, ötekileştirme mekanizmasının değirmenine kimse su taşımasın.

İsteyen izler, iste(me)yen izlemez.

İsteyen de yeni bir “Muhteşem Yüzyıl” çeker ve onu izler.  

Kim bilir, belki biz de onu izleriz.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
ilker yeni
Yorum demokratik muhteşem yüzyıl
benim demoktatik anlayışımın kerteriz noktaları, bunlardır. ötesi berisi yok, bu kadar öz...
10 Ocak 2011 Pazartesi 10:38
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR