













Almanya kaynaklı Die Welt Gazetesi’nin 28 Ağustos günü yayınlanan nüshasında tuhaf bir makale yayınlandı. Seviyesiz bir üslupla ve klasik-çapsız Doğu-İslam-Türk düşmanlığından beslenen bir hâlet-i rûhiyye ile kaleme alınmış olan makale, Avrupa’nın İslamlaşmasına Katlanacak mıyız, başlığını taşıyor, Avrupa’da gün geçtikçe yayılmakta olan İslam dininin ve Müslümanların bir an önce durdurulması gerektiği tezini savunuyordu. [Kaygılı yazarımız, ağlamaklı bir dille, Brüksel’de doğan insanların yüzde elli yedisinin Müslüman olarak doğduğunu, şehirde çocuklara en yaygın olarak verilen ismin Muhammed olduğunu ve Brüksel’in on beş yıl sonra bir Müslüman şehrine dönüşeceğini söylüyordu.]
Udo Ulfkotte imzasıyla yayınlanana metinde daha başka şeyler de vardı.
Mesela yazar, dar görüşlü makalesinde, İngelheim’de federal düzeydeki milletvekilleri ve kilise temsilcilerinin de katılımıyla açılışı yapılan Fatih Sultan Mehmed Camii’ni konu ediyor, bu ismin rastgele seçilmiş bir isim olmadığını iddia ediyordu. Dediklerine bakılırsa, fetheden anlamına gelen Fatih kelimesi simgesel bir isimdi ve 1453 yılında Konstantinopolis’i ele geçirerek Bizans İmparatorluğu’nu tarihe gömen Türk hükümdarı II. Mehmed’e gönderme yapıyordu.
Fatih Sultan Mehmed ismi elbette rastgele seçilmiş bir isim olamazdı. Nitekim adı geçen hükümdar Hıristiyanlardan nefret etmekteydi ve Bizans’ın merkezini, Konstantinopolis’i ele geçirdiği zaman Hıristiyanları bir araya toplayarak kazığa geçirmiş ve o masum insanların başlarını kesmişti. Yine Ulfkotte’nin hiç de doğru olmayan ve herhangi bir rasyonel temele dayanmayan iddialarına göre, Fatih’in talimatları sonucu Konstantinopolis tam bir kan gölüne dönmüştü.
Osmanlı Sultanı II. Mehmed’i Haçlı Seferi kumandanlarından Gottfried Bouillon’a benzettiği ve bazilikalara neden Haçlıların isimlerinin verilmediğini sorduğu önyargılı makalesinde yazar, kendi radikal Batıcı ve Hıristiyan zihninde oluşturduğu gerçeğe uymayan bir gölgeyi İslam olarak niteleyerek, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında eskiden beri var olan karşıtlığa dikkat çekiyor. Bu bağlamda Müslümanların Avrupa’da ibadethane açmalarını ve çoğalmalarını sindiremiyor ve Batılıları adeta bir Haçlı seferine çağırıyor.
Neyse ki, bütün Batılılar değerli yazarımız gibi öfkeli ve tez canlı, daha da önemlisi komplocu ve önyargılı değil. Müslümanların da insan olduğunu kabul eden ve sırf dinleri farklı diye Avrupa’da yaşama hakkına sahip olmadıklarını düşünmeyen insanlar da var. Bunlar, Haçlı zihniyetinin post modern versiyonları ile algıları zehirlenmiş olan religio-fascist beyinlerin ürettiği dikotomik Doğu ve Batı safsatasının ilkel oryantalist tetikçilerin ürettiği temelsiz bir yanıltmaca olduğunu bilecek kadar düşünceleri felç olmamış insanlar…
Ancak Die Welt’in yazarı, Siyonist oryantalizmin ürettiği düşmanca karşıtlık ve düşmanlık fikirlerini savunmakta ısrar ediyor gibi görünüyor. Edward Said tarafından dünyaya rezil edilen söz konusu karşıtlık düşüncesinin en ateşli kuramcısı Bernard Lewis’in bile artık dile getirmekten utandığı söz konusu tezi hararetle savunması iyi niyetli olmadığını düşündürüyor bize.
***
Değerli Udo Ulfkotte’nin savunduğu görüşler ve kerameti kendinden menkul yorumları bir tarafa bırakırsak…
Makalesinde vermiş olduğu tarihsel bilgiler tamamen yanlış…
Mesela, Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiği zaman asla burada bir kan gölü oluşmadı.
Osmanlı Sultanı Hıristiyanlardan nefret falan etmiyordu.
Danışmanlarının içinde Hıristiyan din adamları da vardı.
Roma’daki Katolik din adamları ve birçok sanatçı ile ilişki içindeydi. Hatta ünlü ressam Gentile Bellini’ye portresini yaptırmıştı ki, bu olay o dönem için çok yeni bir şeydi.
Fatih’in Hıristiyanlarla olan ilişkisi hiç de yazarın bahsettiği gibi problemli değildi.
Öyle ki, o dönemde ve sonrasında, özellikle Batı dünyasında onun Hıristiyanlığa geçtiği yönünde birçok spekülasyonlar yapılmıştı. Hâlâ bu fikri dillendiren tarihçiler dahi vardır.
Hâsılı kelâm:
Yazar böyle bir makaleyi kaleme alırken, Fatih Sultan Mehmed’in hayatı ile ilgili en azından birkaç şey okumalıydı.
[Fatih Sultan Mehmed’in sıra dışı yaşamı ve faaliyetleri ile ilgili ayrıntılı bilgi için Mustafa Armağan’ın, Ufukların Sultanı Fatih Sultan Mehmed adlı eserine bakılabilir.]
