













Ben şahsen korku filmi izlemeyi sevemem. Kan tutar beni, kesilen doğranan insanlar, ölenler içimi bir tuhaf eder. Buna rağmen ruhumun dengesizliğinden mi ne bu tarz kitaplar okumayı severim. İçinde azıcık gerilim olan kitaplar çeker beni.
Fakat son günlerde bu tarz kitaplar okumaya çok fazla gerek duymuyorum açıkçası. Çünkü gazeteleri her açtığımda hemen, hemen başından sonuna kadar alacakaranlık kuşağı gibi.Her gün kurşunlanarak öldürülen insanlar, annesi tarafından öldürülen yada ölüme terk edilen veya komşu kadınlar tarafından sobalarda yakılan masum çocuklar.
Tüm bu yaşananları akıl sağlığı yerinde olan kimin aklı alabilir ki? Karşınsındaki insanın gözlerinde ölümü görmekten kim zevk alır? Bir anne küçücük yavrusuna nasıl kıyabilir? Kadınım içimde kadın hisleri, insani duygular besliyorum diyen hangi kadın, hangi insan henüz dört yaşındaki bir yavruyu bir sobada cayır, cayır yakabilir? Bu nasıl vahşice bir duygudur, nasıl bir zevktir? O kadının hiç mi canı acımadı o masum çocuğun gözlerinde ölüm korkusunu gördüğünde, hiç mi korkmadı benim aklım havsalam almıyor bunu, anlamıyorum bir türlü ve hiçbir zaman anlayamayacağım.
Bir anne kendisini uygunsuz durumda gördü diye kendi canından, kendi kanından yavrusuna nasıl kıyabilir, onu öldürmeye, onu ölüme terk etmeye, ondan uzak kalmaya nasıl tahammül edebilir? Hiç mi hayali yoktur yavrusuyla ilgili? Bir gün onun büyüyüp kocaman olduğunun hayalini hiç mi kurmadı bu anne bile, insan bile diyemeyeceğim. Anne kelimesini, kadın kelimesini yakıştıramadığım canavar nasıl kıyar yavrusuna?
Hangi cinnet geçirme durumu bir babaya, etrafındaki insanları katletme hakkı verir? İnsan canı bu kadar ucuz mu, bir çocuğun hayatı, bir çocuğun gülümsemesi bu kadar mı kolay vazgeçilecek bir şey?
Bunların sebeplerini düşünüyorum çoğu zaman. Televizyonda haberlerde bu tarz haberleri izledikçe, gazetelerde okudukça nedenlerini sorgulamadan edemiyorum kendime. Ülkemizde veya dünyada insanların bunca cinnet geçirmesinin nedeni ne? İnsanlar neleri paylaşamıyorlar? Güzel, güzel barış ve huzur içinde yaşamak varken, yaşamaya çalışmak varken, neden insanların birbirlerine düşmanlığı, herkesin birbirini katletme telaşı neden?
Bir zamanlar bir yerlerde en büyük savaşların dinler için yapıldığını okumuştum. Bütün dinler ortak paydada buluşup tek Tanrı’yı gösteriyorlarsa bize ve insan canına kıymanın en büyük günah olduğunu söylüyorlarsa peki o zaman neden insanlar kendilerine inançlarını bahane edip birbirini öldürmeye bu kadar meraklılar?
Anlamıyorum, anlamayacağım.
Ama artık en iyi bildiğim ve anlayabildiğim bu alacakaranlık kuşağında yaşamak istemediğim. Biliyorum çok zor hatta imkânsız ama ben hala herkesin birbirini öldürmekten zevk almadığı çocukların öldürülmeden, özgürce gülebildiği bir dünya istiyorum.
