Devlet Bakanı Yazıcı, “Bence ‘Ergenekon’ diyebilmek için bilgi, belge, delil olması gerekiyor” açıklamasını yaptı.
Ankara, peş peşe gelen yumurtalı protestoları tartışırken, kabineden,
“Bu işi Ergenekon yaptı” diyen Kuzu’nun bu iddiasına farklı bir yorum
geldi. Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, “Bence ‘Ergenekon’ diyebilmek için bilgi,
belge, delil olması gerekiyor” açıklamasını yaptı. Kuzu’nun, Ankara
Üniversitesi rektörünün istifasını istemesini değerlendirirken ise
Yazıcı, “Bunlar tepkiyle söylenmiş şeyler” dedi.
Hükümetin güçlü
isimlerinden Hayati Yazıcı, öğrencilerin protesto gösterilerinden, Torba
Yasa’ya kadar güncel konularda VATAN’ın sorularını yanıtladı.
Yumurtalı protestolara siz nasıl bakıyorsunuz?
Her
kesimin beğenmediği, uygun görmediği kişileri, davranışları eleştirme
hakkı vardır. İnsanlar eleştirilerini, değişik yöntemler kullanmak
suretiyle ortaya koyarlar, o da doğru. Ama eleştiri haklarını
kullanırken, muhataplarının kişisel haklarına saldırı teşkil edecek
boyuta vardırmamaları gerekir. Eleştiriyi kullanma yöntemi, araç önemli.
Hiç kimsenin eleştiri hakkını kullanırken, hoşlanmadığı insanın sesini
kısacak, konuşmasını engelleyecek boyuta vardırmaması gerekir. Çünkü
konuşmak önemlidir.
Konuşarak anlaşabilirler diyorsunuz?
Kişiler
arasında iletişimi ancak konuşma özgürlüğü sağlayabilir. Eğer
muhatabınızı susturuyorsanız, “öteki” olarak nitelendirdiğinizi
konuşmaktan men ediyorsanız, o zaman tek sesli bir hayat istiyorsunuz
demektir. Bunu kimsenin kabul etmesi mümkün değil. Bu tarz yaklaşımların
kimseye de yararı yoktur. Öğrencilerin eleştirileri, tepkileri normal,
ama kullandıkları yöntem, yumurta atmayı onaylamam mümkün değil. Son
derece aşırıya kaçılmış ve uygun olmayan bir araç kullanılıyor.
Yumurta atmasınlar ne yapsınlar?
Yumurtayı
niye atıyorlar? Proteini yüksek, besleyici bir ürün, atmasın yesinler
(gülüyor). Belki de faydası olur yumurta atmazlar, eleştirmek için başka
yöntemler bulurlar. Bunu, işi yumuşatmak için söylüyorum. Kimse başka
anlam çıkartmasın. Yumurta olayını üzüntü verici buldum. Elbette
olaylara sorumluluk mevkinde olan insanın yaklaşımı da son derece
önemli.
Üniversite yönetiminden mi söz ediyorsunuz?
İktidar,
muhalefet hem de bu tür olayaların cereyan ettiği kurumların
yöneticilerinden söz ediyorum. Ayrıca çıkıp değerlendirme yapan
insanlardan da. Ben şimdi size bu değerlendirmeyi yaparken şayet
onaylamıyorsam öyle yaklaşmalıyım ki, tarzım bu beğenmediğim olayın
yoğunlaşmasına değil azalmasına, olayı icra edenlerin tepkilerine yol
açacak boyutta değil, empati yapmalarına vesile olacak içerikte olması
gerekir.
‘Şudur’ demek için elde belge-bilgi olması gerekir
Bu olayda da Ergenekon bağlantısı olduğu iddiasına inanıyor musunuz?
Genel
olarak cevap vereyim: Bu tür yaklaşımları doğru bulmuyorum. Nihayet
olayı emniyet soruşturacak. İçerdekiler öğrenci mi, değil mi, aynı
fakültenin öğrencisi mi, organizasyonu kim yaptı, bunlar incelenecek.
Arkasında provakatör var mı, varsa kimler, soruşturma sonucu ortaya
çıkacak konulardır. Bunlar belli olmadan konuşmak, nihayetinde bilgiye
değil, tahmine dayanan yorumlardır. Ben tahmine dayanan yorumlardan son
derece kaçınan bir kişiyim. “Şudur” demek için elde belge, bilgi olması
gerekir. Bu tür değerlendirmeleri çok doğru bulmuyorum.
İstanbul’da öğrencilere yönelik şiddet çok fazla olmadı mı?
Sorumluluk
mevkindeki insanlar çok daha özenli davranmak zorunda. Hele hele kamu
görevi üstlenmiş insanlar hak ve özgürlüklerini, daha sınırlı ve
kontrollü icra etmek zorundalar. Kamu düzenini korumak, suçluları
takiple görevli kamu görevlilerimiz bunu yaparken hassasiyet içinde
olmalılar. Onların görevi sadece eylemi önlemek değil, o olay dolasıyla
görev yapma tarzlarına yönelik eleştiriler gelmesini önleyecek biçimde
davranmaktır. Bu konuda yoğun bir eleştiri yapılıyorsa, demek ki bu
noktada beklediğimiz özen gösterilmemiş demektir. Kamu görevlilerinin bu
hassasiyeti göstermesi gerekir.
İstifa isteği anlık tepki
Sizce Ankara Üniversitesi Rektörü istifa etmeli mi?
Bunu
da genel cevaplayayım: Bunlar klasik şeyler gibi geliyor bana. Bir
yerde bir olay olunca “Rektör istifa etsin”, “dekan istifa etsin”
deniyor. Eğer o olayın arkasında rektör varsa, bizatihi bunları
yönlendiren, sevk eden kişi durumundaysa, zaten suçlu durumundadır, o
zaman hakkında işlem yapılır ve ne gerekiyorsa uygulanır. Bunun ötesinde
bir yerin rektörünün görevli olduğu alanda eylem yapıldıysa “Rektör
istifa etsin”, vali görevliyse “Vali istifa etsin”, Türkiye’de bir şey
olmuşsa “Bakan istifa etsin”, “Başbakan istifa etsin” demek, kontrolsüz
söylenmiş sözler gibi geliyor. Üzerinde durmamak gerekir. O anlık
şeylerdir, tepkiler içinde ifade edilmiş sözcüklerdir.
Size göre 68 olaylarına benzer şeyler yaşanır mı? Endişeli misiniz?
Yok.
Türkiye’nin huzurunu, istikrarını istemeyenler elbette var. Dış güçler
var, vesaire. Ama dünya da, Türkiye de değişti. Bana göre çok iyi
yetişen bir gençliğimiz var. Bu tür olaylar olabilir ama ben hiçbir
zaman Türkiye’nin geçmiş süreçleri bir daha yaşayacağı kanısında
değilim. Bugün eleştirisini yaptığımız olayın değerlendirmesini her
kesim yapacak. Sağduyulu hareket edeceğiz ve insanlar konuşacak,
protesto etme hakkını kullanacak ama bu protestolar hiçbir zaman o
boyutlara varmayacak. Bir daha 68’ler ve benzeri olayları
yaşamayacağımız kanısındayım.
MUHALEFETİN TAVRINDAN MEMNUN OLDUM
Muhalefetin tavrını nasıl buldunuz?
Bu
olaya kadar yaklaşımları çok farklıydı, onaylamam da mümkün değildi.
Daha çok tahrik edici, provake ediciydi. “Eleştirilerin muhatabı iktidar
mensuplarıdır” algısından hareketle sanki bu yöntemleri onaylıyor gibi
bir hava vardı.
Yumurta atmayı mı onaylıyorlardı?
Düne
kadar yumurtayı onaylıyor gibiydiler. İlk defa o olaydan sonra yumurta
atma eylemini onaylamadıklarına ilişkin demeçler basına yansıdı. Bundan
memnun olduğumu ifade etmek istiyorum. Yaklaşım doğrudur. Eleştiri
hakkını herkesin kullanmasını alkışlamalı, taraftar olmalıyız. Ama
kullanma yönetim yanlışsa, buna karşı da hepimiz bir duruş
sergilemeliyiz. Eminim böyle devam ederse, o eylemi icra eden
gençlerimiz de yeniden tavırlarını gözden geçirecektir. Protesto için
başka yöntemler arayacaklardır.
Siz üniversitede eyleme katılmadınız mı?
Katıldım.
Yürürken bağırdık, elimizi havaya kaldırdık. “Şurayı basacaklar” diye
nöbet beklediğimiz yerler oldu. Ben o zaman Milli Türk Talebe birliği’ne
gidiyordum. Onunla bağlantılı yerlerde beklediğim oldu.
Taş atmadınız mı mesela?
Söz konusu değil. Mizacım itibariyle mümkün değil, atmadım.
Ama “gençlik” diyoruz. Biraz abartmış olsalar da olay çok fazla büyümedi mi?
Adı
üzerinde “delikanlı”. Kanında aculluk, fevrilik, kontrolsüzlük var.
Bizim zamanımızda eylem yapmış insanlar, olaylara bugün daha serinkanlı,
derinlemesine bakıyorlar. “Bugünkü öğrenciler bunu yapamıyor” demiyorum
ama, insanın belli özellikleri öne çıkarsa, diğer özelliklerini geri
plana iter ve o istemediğiniz acul haraketin tahrik ettiği unsanlar
ortaya çıkar.
Öğrenci protestoyu nasıl yapsın? Alkış mı öneriyorsunuz mesela?
Alkış
da yapsın. Ama o kişiyi konuştursun, bittiği zaman yine yapsın. Ne
bileyim masaya yumruğunu vursun. Ya da keskin, hakaret etmeden
görüşlerini söylesin. Protesto ediyorum desin. Bunun ötesindeki eylem
biçimi yapana da katkı sağlamaz.
KAMU HER YIL ATILAN 5 MİLYON İMZADAN VE KAĞITTAN KURTULACAK
Torba yasayla önemli düzenlemeler geliyor. Amir, memurun sicilini artık bozamayacak?
Evet.
Sicil düzenini kaldırıyoruz. Tüm kamu görevlileriyle ilgili her yıl
sonu sicil amirleri ‘Sicil raporu’ yazarlar. Aşağı yukarı 4 sayfadan
oluşur. Amir, memurları için puan verir. Bazen öyle olur ki, bu
raporları üç amirin imzalaması gerekir. Bunun anlamı her yıl 2.5 milyon
belge ve sadece iki imza atıldığını düşünürsek, 5 milyon imza demektir.
Bunları doldurmak için sicil amirleri mesai harcıyor. Milyonlarca kağıt
tüketiliyor. Bilgi Edinme Kanunu çıktıktan sonra zaten kamu görevlisi
sicil raporunu öğrenebiliyor, gizlilik kalmadı. Enine boyuna tartıştık
ve yasayla kaldırıyoruz.
Yeni sistem nasıl olacak?
“Memur
Bilgi Sistemi Özlük Dosyası” ismi altında bir dosya oluşturulacak.
Dosya var ama ismi değiştirilecek. Dosyada mal bildirimleri, varsa
inceleme, denetim raporları, disiplin cezaları, varsa ödül ve başarı
belgeleri olacak. O memurla ilgili işlemler buraya bakılarak yerine
getirilecek. Faydalı olacağını düşünüyorum.
Önemsediğiniz başka düzenleme var mı?
Bazı
disiplin cezalarını suç olmaktan çıkardık. Mesela memur görev yaptığı
ilin dışına izinsiz çıkamıyordu, suç sayılıyordu. Bu madde konulduğunda
iletişim araçları bu kadar gelişmemişti. Dolasıyla herhangi bir olay
vuku bulunduğunda hemen bulunabilmesi amacıyla konulmuştu. Ama bugün
iletişimin böyle yoğun işlediği bir çağda artık disiplin suçu
tiplemesine uygun değil. Artık suç olmaktan çıkardık.
Yasak yayınlara da düzenleme getiriyorsunuz?
Evet bunu da suç olmaktan çıkardık. Bu çağda, bu zamanda yasak yayını da tartışmak lazım. Okumak istiyorsa okusun.
Bu torba kanunda ilkler var mı?
Babalık
izni var. Allah korusun doğum yaparken anne vefat etti diyelim. Annenin
kullanacağı izni, baba kullanabilecek. Kadın memura doğumdan önce 8,
sonrasında 8 olmak üzere 16 hafta analık izni veriliyor. Ayrıca “Eşinin
doğum yapması halinde memura 10 gün babalık izni verilir” deniliyor. İlk
defa babalık izni sözünü kullanıyoruz. Artık babalara da izin var.
DİRENÇ OLURSA ISRARCI OLMAYIZ
Özel sektörden kamuya geçişlerde 12 yıl hizmet süresinin de kabul edilecek olması eleştiri aldı...
Bunun
amacı şuydu: Kamu yönetiminin görevi, kaliteli hizmet üretmektir.
Kamuda çalışanlar vatandaşa hizmet eder. Dolasıyla kamuda verimliliğin,
kaliteli hizmetin yürütülmesi noktasında bir kurumla ilgili sıkıntı
varsa, özel sektörden başarısı ortaya çıkmış kişilerin bu görevlere
atanmasına bu yasal düzenlemeyle imkan sağlıyoruz. Aslında valiler
açısından bu zaten mümkün.
Ama özel sektörden pek vali atanmıyor?
Özel
sektörden vali atanmasına engel yok. Bir grubun CEO’sunu uygun
görürsek, zaruret olursa bir yere vali atayabiliriz. Vali yardımcısı,
kaymakam olamaz ama vali olur. Bu düzenleme de öyle. Özel sektörde,
serbest meslek icra ederken başarılı olan insanların bu tür yerlere
gelmesinin önünü açıyoruz. Faydalı olacağına da inanıyoruz. Bu aynı
zamanda kamu çalışanlarının daha verimli çalışmasına da vesile olacak.
Üst düzeye gelebilmek için büyük efor harcayacaklar. Tabir yerindeyse
bir rekabet ortamı olacak. Deniz GÜÇER / VATAN
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR