













Her şey Zaman Gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce’nin “Bu seçimde de varsın olmasın...” açıklaması ile başladı.
28 Şubat post modern darbesinden sonra türban meselesi sürekli gündemi meşgul etti. DSP-ANAP-MHP troykasının krizlerle geçen efkarlı iktidar günlerinde üniversite kapılarından türbanına dokunulmasını istemeyen, bu yüzden eylemden eyleme koşan türbanlı genç kızların görüntüleriyle doluydu ekranlar.
Sonra türbanı demokrasi bayrağı gibi dalgalandıran AKP’nin asrı saadet devri başladı ve türban eylemleri bıçakla kesilir gibi kesildi.
Beklenti büyüktü aslında…
2002 seçimlerinde ilk kez İslami kimliği ile bilinen, üstelik 28 Şubat’ın sillesini yemiş (sillesi mi demeli, müjdesi mi!) muhafazakar-islami bir parti görkemli bir seçim zaferi kazanarak iktidara gelmiş, 80 yıllık totaliter laik cumhuriyetin taşları yerinden oynamıştı.
Hesaplar karışıktı tabi…
AKP iktidarı ile ordu-yargı merkezli devlet bürokrasisi arasındaki çatışma bir rejim bunalımına yol açıyor, totaliter-laik cumhuriyet ile sivilleşme ve demokrasi sosuyla renklendirilmiş ılımlı İslam arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyordu.
Ve bir kırılma daha yaşadık.
Anayasa referandumu ile ordu kışlasına, yargı mahkeme salonlarına döndü. Sandığın emri ABD’nin kavliyle AKP, rakiplerini kerte kerte kozasına itti. Ergenekon davası derin devletin tasfiyesinden çok bu hesaplaşmanın finali olarak görüldü AKP cenahında.
Her konuda ‘açılımlar’ yapan, demokrasi ve özgürlük söylemi üzerinden, Ortadoğu’daki yeni rol modellerle güdüm içinde devlet yeniden yapılandırılırken, memleketin kangrene dönüşmüş meselelerinde AKP tipi açılım modeli geliştiren iktidar, türban konusunda bir türlü açılamamıştı nedense…
Oysa AKP’nin önünde hiçbir engel kalmamıştı… Seçimler yeni bir açılımın fırsatıydı ama Hüseyin Gülerce’nin ağzından ilk işaret fişeği gönderilmişti Pensylvanya’dan…
Bu seçimler de türban yoktu.
Son sırat köprüsünden geçilirken fincancı katırlarını ürkütmenin alemi yoktu.
Önümüzde nasıl olsa yeni bir anayasa çalışması vardı. AKP yarım elma hatır alma babında Gülderen Gültekin isimli türbanlı bir öğretmen hanımı seçilemeyecek bir yerden aday göstermekle yetindi.
Yıllarca türban meselesini mağduriyet edebiyatının teması yapan AKP, üstelik CHP’nin türbanlı adayların meclise girmesi halinde ikinci bir Merve Kavakçı vakası yaşanmayacağını deklare etmiş olmasına rağmen neden türbanlı aday göstermedi?
Bu kez, bu sorunun yanıtını yargıçlar değil, ulema verdi gerçekten de… Yasa zoruyla genç kızların başından türbanının alınmasına karşı çıkanlar, siyasal hesapları mucibince kendi rızaları ile türbanı görmezden geldiler.
Nerede kaldı türban zulmü, nerede kaldı hak ve özgürlükler…
Bir parti düşünün ki, iktidarda iken bile yıllarca mağduriyet edebiyatıyla tabanını diri tutuyor, iş politik hesaplara gelince hafızasını seçim sonrasına kadar reset etmekte sakınca görmüyor.
Pragmatizm budur işte!
Türban sadece yasaklarla siyasallaştırılmaz bir de böyle yok sayarak dengelere oynayarak siyasallaştırılır. Evet, çok kötü bir pragmatizmdir bu… AKP’nin türbanlı demokrasisi bu olsa gerek…
Şimdi türbanlı genç kızlar sandığa gidince mührü nereye basacaklar acaba? Yoksa yine ‘gelsin de bizden gelsin’ mantığı ile dilek tutmaya devam mı edecekler?
Eğer böyle yaparlarsa, onların aslında hak ve özgürlük mücadelesi değil, basbayağı siyasal bir hesabın bindirilmiş kıtaları olduğu ayan beyan ortaya çıkmaz mı? Bunu içlerine sindirebilecekler mi o genç kızlar?
Mesele hak ve özgürlükler ise politik dengelere yer kalmaz orada… Öyle olursa siz de kendi türbanınızı siyasetin bir parçası yapar, kendi inançlarınızla sorunlu hale gelirsiniz.
Demokrasi ve özgürlük mücadelesi iktidarın rengine bakılarak değil, kendi bilincinden özgürlüklere sahip çıkılarak yürütülür.
Ne yazık ki, birkaç feminer islamcı yazarın cılız serzenişleri dışında ses soluk yok… Her şey politik bir oyun muydu yani? Kıstasınız hak ve özgürlükler değil, siyasal aidiyet olunca verdiğiniz demokrasi mücadelesi lekelenir, beklentiler hep seçimlerin ardına ertelenir işte…
Dua edin ki, CHP seçimlerde beklenmedik bir başarı göstermesin! Hem pirinçten hem bulgurdan olursunuz. İçiniz içinizi yer sonra…
Önder Birol Bıyık
haberajans.com
nokta atışı
sınır yok
teşekkürler