













Alınan kararda, "Mahkeme, kimlik kartlarındaki 'din' bölümünün kaldırılmasını, söz konusu ihlalin sonlandırılması amacıyla atılacak uygun bir adım olarak nitelendirmektedir" denildi.
Söz konusu ihlalin Türkiye'nin kimlik kartına "Alevi" yazmayı kabul etmemesinden kaynaklanmadığını belirten AİHM, kimlik kartlarında gönüllü ya da zorunlu dini inanışı açıklamaya teşvik eden bir bölümün olmasının insan haklarına aykırılık taşıdığına hükmetti. Mahkeme kararı, 1'e karşı 6 oyla aldı.
İkinci kararda da Kürtçe isimlerin yazılmasında “W”, “Q”, “X” gibi karakterlerin kullanılmasına izin verilmemesi konusunda Türkiye haklı bulundu.
Sekiz Kürt asıllı Türk vatandaşı 2003 yılında isimlerinin yazımında Türkçe alfabede yer almayan harflerin kullanılmasını talep etti. "Kemal Taşkın ve diğerleri" davasında Türkiye'nin AİHS'nin özel hayata ve aile hayatına saygıyı düzenleyen 8'inci ve ayrımcılığı yasaklayan 14'üncü maddelerini ihlal ettiği öne sürüldü.
Davacılar AİHM'ye yaptıkları başvurularda, günlük yaşamda kullandıkları Kürtçe isimlerin resmi kimliklerine kaydedilmemesinin AİHS'nin özel yaşama saygı ve ayrımcılıkla ilgili maddelerine aykırı olduğu savunmuşlardı.
Davacılar tarafından mahkemeye sunulan belgelerde, Türkiye'de operasyonel olup Q, W ve X harflerini kullanan şirketler ve evlilik yoluyla Türk vatandaşlığına geçtikten sonra adlarındaki Türkçe'de bulunmayan harfleri resmi belgelerde kullanmaya devam eden yabancı kökenliler örnek gösterilmişti.
Harf yasağının Türkiye gibi birçok Avrupa ülkesinde var olduğunu belirten mahkeme, bu davayla ilgili kararını oy birliğiyle aldı.
