Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
Adıyaman Anekdotları
24 Kasım 2008 Pazartesi 00:53

Güneydoğumuzun en sessiz, sakin, huzurlu ve kederli şehrinin küçük ve eski otogarına indiğim zaman, hafiften bir yağmur çiseliyordu. Yarım saat önce otobüsün çatlak ön camında kırbaç gibi şaklayarak görüş mesafesini tehlikeli bir orana düşüren şiddetli yağmur sakinleşmiş, daha şiirsel ve rahatsızlık verici olmaktan uzak ağırbaşlı bir tona bürünmüştü. Temiz hava uzun yolun mahmurluğunu henüz üzerlerinden atamamış ciğerlerime saldırıyor, gözkapaklarımı şiddetle aşağı doğru çeken yorgunluk, yağmur damlaları ile birlikte parke kaplı yerlere akıyordu. Bavulumu çekerek, daha önceki gelişlerimden birinde içtiğim demli kaçak çaydan sonra müdavimi olduğum Demokrasi Parkı’ndaki çay ocağına yürüdüm.

 

Adıyaman, daha önce adından başka hakkında pek bir şey bilmediğim bu sevimli kent, açıkça söylemeliyim ki, gelip görmeden önce bir isimden başka hiçbir şey değildi benim için… Batı’da, Güneydoğu ve Doğu Anadolu denince kastedilen şehirlerden biri olan Adıyaman, klasik bir doğu kenti olarak yer etmişti zihnimde: gelişmemiş, fakir, eğitimsiz ve mutsuz insanların yaşadığı ürkütücü bir taşra… Fakat Adıyaman’ı gördükten sonra, bir arkadaş tarafından izlenilen bir filmin ya da okunan bir kitabın ardından söylenen, berbat bir film, izleme ya da hiç de okunası bir kitap değil, hiç tavsiye etmiyorum tarzındaki öğütlerin bir şekilde film izlendikten ya da kitap okunduktan sonra paramparça ve anlamsız sözlere dönüştüğü o mutlu anlarda yaşanan gurur dolu sevinci yaşadım. Televizyonlarda ve gazetelerde pompalanan mutsuz ve harap kentlerden biri değildi burası… Cadde ve sokaklarında aklınıza gelebilecek her şeyle karşılaşabileceğiniz, hiçbir şekilde hiçbir şeyin eksikliğini çekmeyeceğiniz şirin bir Anadolu kenti burası, mutlu olmanın işten bile olmadığı güvenli, ucuz, ilgi çekici ve hüzünlü bir şehir…

 

Hepsinin ötesinde bir yeri iyi ya da kötü yapan, söz konusu yerin topografik ya da ekonomik manzarası değil, orada yaşayan insanların güzellikleridir. Ve Adıyamanlıların, başta Nemrut ve Pirin’deki antik kent olmak üzere bir tarih kenti, bir görsellik müzesi olan bu şehirde yaşayan insanların, şehirden hiç eksik olmayan yabancı turistlere ve size aslında hiç de yabancı ve uzak bir şehirde olmadığınız duygusunu yaşatma konusunda hiç de cimri davranmayacaklarını gururla söylemek isterim. Mesela, bir berberde tıraş olurken berber tarafından kahvaltıya davet edilmeniz ya da bir lokantada yemek yerken bunaltıcı bir hizmet ile muhatap olmanız işten bile değildir.

 

Tüm bunları geçerek şehrin fiziki yapısından da bahsedecek olursak, İzmir’de ya da İstanbul’da ve hatta Tekirdağ’da Adıyaman denildiği zaman aklınıza gelmesi kesin olan önyargılı tuhaflıkları bir kenara bırakmanızı öneririm. Çünkü belediye binasının karşısındaki sevimli Demokrasi Parkı’nda ya da Mimar Sinan Kültür Parkı’nda keklik kanı renginde olan ve içtiğiniz anda, içinizde, daha önce böylesini içmediğiniz duygusunu uyandıran çayı yudumlayarak haftanın derbi maçını izlerken, Alsancak’ta ya da Saraçhane’de olmadığınız düşüncesine hiç kapılmayacaksınız. Fenerbahçe forması giymiş, sarı-lacivert kaşkollü Adıyaman gençlerinin gol sevinci ile sizinki arasında aslında hiçbir farkın olmadığını gördüğünüzde gözleriniz yaşaracak, temin ederim.

 

Adıyaman’a gitmişken, Adıyaman Üniversitesi’ni ziyaret etmemek olmaz. 2006 yılında müstakil bir üniversite olan ve iki yıl içinde sekiz bin öğrenci yekûnuna ulaşan üniversitenin şehirde yarattığı ve yaratmakta olduğu dinamizmi anlatmaya gerek bile yok. Şehir caddelerinde gezen neşeli üniversite öğrencilerini gördüğünüz zaman ve Tekirdağ’dan gelen sarışın bir öğrencinin ağzından Adıyaman’ı Aydın’ın yanında olduğunu sandığı için tercih ettiğini duyarak gülümseyecek, şehrin en az Aydın kadar, belki de daha da güzel olduğunu bizzat görmüş olduğunuz için, içinizden, iyi yaptın sarı diye geçireceksiniz. Yol kenarlarındaki emlakçıların vitrinlerinde asılı bilgisayar çıktısı beyaz kiralık kâğıtları sizi gülümsetecek, öğrenciye ev falan vermem ben diye bağıran şapkalı bir ihtiyarı kendi ev sahibinize benzeteceksiniz.

 

Üniversitenin modern binalarını gezerken heyecanlanacak, üniversite kütüphanesinde sessizce Lev Tolstoy, F. Mihayloviç Dostoyevski, Charles Bukowski, Victor Hugo, Balzac, Stendhal vs okuyan kederli yüzleri ve mutlu gözleri görünce, eğer o sabah o kütüphanede uyanmış olsaydınız, kendinizi İstanbul ya da Ankara üniversitelerinden birinin kütüphanelerinden birinde bulduğunuzu düşünmüş olacağınızı düşüneceksiniz. Bilgisayar laboratuarlarında internete giren, kampustaki kafelerde çay içerek sohbet eden öğrencilerin arasına katılacak, bu güzelliğin karşısında, bu aydınlığın ve bu mükemmelliğin karşısında hangi terör, hangi kavga ve hangi düşmanlık barınabilir diye haykırmak isteyeceksiniz. Çarşıda, kahvehanelerde, lokantalarda ya da parklarda karşılaştığınız Adıyamanlıların, rektör hocamız ufak tefek, hareketli ve enerjik bir insan, sağ olsun, çok yoğun çalışıyor, çok güzel hizmetlerde bulunuyor dediklerini duyunca üniversitenin halk ve şehir üzerindeki olumlu etkisine sahip olacak, Batı’daki birçok üniversitede yıllarca okudukları halde rektörlerini bir defa bile göremeyen arkadaşlarınızın anlattıklarını hatırlayarak Adıyaman Üniversitesi’nin sosyolog rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz Beyefendi’ye hayranlık ve minnettarlık duyguları besleyeceksiniz.

 

Sonuç olarak şunları da ekleyelim: Eğer Adıyaman’a yolunuz düşecek olursa (düşmeyecek olursa da düşürün derim) şehri gezmek, meşhur tava kebabını tatmak ve üniversiteyi gezmek konusunda çekimser davranmayın. Yeni açılan bir üniversitenin nelere kadir olabileceğine şahit olmak isteyenler için birebir olan bu şirin kentimizi görünce, şahsım adına ben, gidip Hakkâri’yi ve Hakkâri Üniversitesi’ni görmek, gezmek ve Batı’ya yansıtılışlarındaki çarpıklık ve eksikliklere bizzat şahit olmak istedim.

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR