Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mustafa Alican
alicanmustafa@gmail.com
ABD ve Ermeni Meselesi
01 Mayıs 2009 Cuma 18:38

ABD’nin yeni başkanı Barack H. Obama’nın Türkiye ziyaretinin ardından, 24 Mayıs mesajında “soykırım” kelimesini kullanmayacağına dair bir beklenti oluşmuştu. Obama’nın, seçim kampanyası sırasında verdiği “soykırımı tanıma” sözünden dolayı konu oldukça hassastı. Sonuçta 24 Nisan geldi geçti ve Obama “soykırım” kelimesini kullanmadı. Aslında tam olarak kullanmadı denilmez, çünkü Ermenilerin tabiriyle “Büyük Felaket” demeyi tercih etmesi, “kelimeyi kullanmak istediği, hâlihazırdaki durumdan dolayı o kelimenin yerine ikâme edilebilecek başka bir kelime” kullandığı anlamına gelir. Obama eğer başkan olmasaydı, kuşku yok ki, “soykırım” demekte hiçbir sakınca görmeyecekti. Bu açıdan yaklaşıldığında, Obama’nın “Büyük Felaket” kavramını kullanmasının anlamı şudur: Obama kişisel olarak soykırımı tanımakta, ABD Hükümeti ise bu noktada politik kaygılara öncelik vermektedir.  

 

Obama’dan, tam olarak da Türkiye’nin isteğine uygun bir söylem icra etmesini beklemek akıllıca olmazdı. Çünkü Türkiye’ye geldiği zaman yaptığı konuşmada da konu ile ilgili görüşlerinin değişmediğini söylemişti. Bundan dolayı “soykırımı” telaffuz etmemesine rağmen “Büyük Felaket” demesi, ülkemizde birçok kişi tarafından rahatsızlıkla karşılanmış olmasına rağmen, olumlu bir şeydir. En nihayetinde Amerikalıların Türklerle aralarını bozmamak istedikleri anlamına gelir ki, uluslar arası arenada bu tür olayların bireysel olarak tanınması ya da tanınmamasından ziyade, diplomatik ilişkiler ön plana çıkar.

 

Obama’nın kişisel görüşü elbette önemlidir, ancak yeterli değildir. Çünkü Amerika’da Obama gibi düşünmeyen insanlar da vardır ve bu insanların düşünceleri de en az Obama kadar önemlidir. Mesela ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Üyesi Jean Schmidt’in açıklamaları iyi bir örnektir. “Kendi tarih bilgime göre 1915 yılında yaşanan olaylara soykırım denemez,” diyen ve seçim bölgesi Ohio’da “Ermeni soykırımını tanımadığı gerekçesiyle” Ermeniler tarafından kendisine açılan davaya karşı bir dava açarak karşılık veren Schmidt, Ermeni soykırımını kabul etmemekte ve çok sayıda saygın tarihçinin de bu görüşe sahip olduğunu söyleyerek, konunun çözümünün uluslar arası bağımsız bir komisyon tarafından üretilmesi gerektiğini savunmaktadır.

 

Kendi başına Obama’nın ya da Schmidt’in ne düşündüğünün pek bir önemi yoktur. Obama’nın konuya olan yaklaşımının bizde uyardığı antipati ile meclis üyesinin tutumunun itelediği sempati, duygularımızdan kaynaklanan ve çözüme katkısı olması mümkün olmayan duygulanımlardır. Ne Obama ne de Schmidt 1915 yılında yaşananlar konusunda otorite değildirler ve düşünceleri değişmez değildir. Hâlbuki 1915 yılında her ne yaşandıysa yaşanmıştır ve değişken düşüncelerle anlaşılamayacak kadar tarihseldirler. Tarihsel bir olayı anlayabilmek için öncelikle onu bir sorun olarak görmekten vazgeçmek ve değer yargılarından soyutlanarak tarihsel verilere bakmak gerekir.

 

Tarihsel bir olayı anlayabilmek ve bu tarihsel olaylardan kaynaklanan sorunları çözebilmek için bu tarihsel olayda rol alan aktörlerin bir araya gelerek konuşmaları ve birbirlerini anlamaya çalışmaları, soykırımı tanıma ya da tanımama şeklinde seyreden günümüz yaklaşımlarından çok daha değerlidir. Tarihsel bir olayı anlayabilmek için, öncelikle onu, güncel politika malzemesi olmaktan çıkarmak ve o olaydan kaynaklandığına inanılan sorunlardan ayrı bir yere koymak gerekir. Eğer olay ile olayın algılanması şeklinde düşünebileceğimiz olay kaynaklı sorunlar birbirinden ayrılmazsa, ne olay anlaşılır ne de sorunlar çözülür.

 

Yıllardır konuşulmasına rağmen zerre kadar ilerleme kaydedilemeyen Ermeni meselesinin artık bir çözüme bağlanabilmesi için, tarihsel bir olayı güncel politik çıkarlar için malzeme olarak kullanmayı sürdüren odaklarla mücadele etmek gerekmektedir. Tarih politize edildiği sürece çözüm yoktur. Eğer iki tarafın tarihini üçüncü taraf politize ediyorsa, o zaman çözüm imkânı da yoktur.

 

Türkiye’nin uluslar arası ilişkileri, karşı devletlerin soykırımı tanıma ya da tanımama (-ki bu durum üçüncü tarafça tarihin politize edilmesidir) durumu ile değil, onların bu tür girişimde bulunmalarına engel olacak politik bağlar üzerinden yürütülmelidir. Yani Türk dış politikası soykırımın tanınması ya da tanınmaması üzerinden değil, diplomatik ilişkiler üzerinden işlemelidir.

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR