













Söz konusu çabanın, George Bush başkanlığındaki önceki yönetimin İran'ın giderek artan silah stokuna karşı "dost" Arap ülkelerine savaş uçakları ve füzesavar sistemleri satılması taahhütlerinin üzerine inşa edildiği belirtilen haberde, ABD'nin bölgedeki silah satışlarında Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın başı çektiğine işaret edildi.
ABD'nin müttefiki bir Arap ülkesinin üst düzey hükümet yetkilisi de İran'ı bölgede "1 numaralı tehdit" olarak nitelerken, "Zor bir bölgede bulunuyoruz ve korunduğumuzdan emin olmak zorundayız" dediği belirtiliyor.
Körfez ülkeleriyle stratejik planlama çalışmalarının içinde yer alan üst düzey bir yetkili, "söz konusu işbirliğinin, Beyaz Saray'ın sert yeni ekonomik yaptırımlar ve daha güçlü diplomatik önlemler için uluslararası destek oluşturma girişimlerinde bulunduğu bir sırada İran'a karşı elle tutulur bir ilerlemeyi temsil ettiğini" savundu. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Füze ve hava savunma sistemleri ve kritik alt yapı tesislerinin güçlendirilmesiyle, gerçek anlamda bölgesel bir savunma kapasitesi geliştiriyoruz. Tüm bu alanlarda son bir yıl içinde büyük ilerleme kaydettik" dedi.
"Bu kaygıları artıracak şekilde, bazı petrol ve gaz zengini Arap ülkeleri, 'görünürde' iç enerji ihtiyaçlarını karşılama gerekçesiyle nükleer reaktör ya da elektrik santrali inşa etme yönünde yeni girişimlerde bulunuyor. BAE, ABD'nin desteğiyle son dönemde, ilk nükleer enerji reaktörünü inşa etmek için anlaşmalar imzaladı. Buna benzer adımlar atan ya da atmayı düşünen diğer ülkeler ise Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye, Kuveyt, Ürdün ve Yemen.
Batılı ve Orta Doğulu uzmanlar, bu ülkelerin herhangi birinin açıkça nükleer silah peşine düşmesinin pek olası olmadığını, böyle bir hareketin büyük olasılıkla Batının yardımlarının askıya alınmasını beraberinde getireceğini söylüyor. Ancak hükümet yetkilileri ve uzmanlar, eğer İran'ın nükleer bir aygıt test edecek olması halinde, tüm bu ülkelerin ellerindeki seçenekleri yeniden gözden geçirebileceğini belirtiyor."
Gazeteye göre, emekli bir Arap general de böyle bir durumda bölgedeki her ülkenin dosyalarını yeniden açacağını ve ne yapacağına karar vereceğini kaydederek, "Eğer bir dünya gücü olmaya uzanan yol nükleer silahlar olacaksa, bu neden biz olmayalım?" dedi.
