













ABD Hükümeti’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararına göre 31 Aralık 2008’de Irak’taki görevi sona erecek olan Amerikan ordusunun Irak’tan ayrılmaması için Bağdat Hükümeti ile imzalamak istediği Güvenlik Antlaşması ile ilgili tartışmalar sona ermek bilmiyor.
Antlaşmanın bir an önce imzalanması için Irak’a baskı yapan (Amerikan Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen’in, antlaşmanın imzalanmaması durumunda Irak’ın ciddi kayıplara uğrayacağını söylediğini hatırlayalım) Pentagon, BM tarafından ABD’ye tanınan süre sona ermeden bu işin bitmesi için elinden geleni yapıyor. Öyle ki, Temmuz ayında imzalanması planlanan antlaşmanın Iraklılar tarafından son derece ağır ve baskıcı bulunması üzerine başlanan ve aylar süren müzakerelerin ardından, Bağdat’a, ABD’nin sunduğu antlaşma taslağının ilk haline kıyasla önemli sayılabilecek tavizleri içeren yeni bir taslak sundu. ABD ile Irak hükümetleri arasında üzerinde mutabakata varılmış olan bu taslak Irak Meclisi’ne sunulmuş durumda, fakat antlaşma süreci bir türlü sona ermiyor.
Ülke içindeki birçok siyasi grubun net bir şekilde karşı çıktığı antlaşmanın Amerika’daki başkanlık seçimlerinden sonra işbaşına gelecek olan yeni hükümetle yapılmak istendiğine dair söylentiler var. Kulağa son derece mantıklı gelen bu söylentilerin ne derece doğru olduğunu bilmiyoruz, fakat antlaşmanın Irak Hükümeti tarafından kabul edilmesi için gerekli olan beş imzadan birinin sahibi olan Mesut Barzani’nin başbakanı Neçirvan Barzani’nin açıklamalarına bakılırsa, Kürt Yönetimi söz konusu antlaşmanın bir an önce ve olabildiğince uzun bir zaman dilimini kapsayacak şekilde imzalanmasını istiyor. Antlaşmada öngörülen ABD askerlerinin 2011 yılına kadar Irak’ta kalması meselesi bile çok yoğun tartışmaların odak noktası olmuşken Neçirvan Barzani’nin, Amerikan birliklerinin 2020 yılına kadar Irak’ta kalacağını ve Irak’ın buna ihtiyacı olduğunu belirtmesi bunu açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Amerikalılar Kürt yönetiminin sadakat duygularından muhtemelen memnuniyet duyuyorlardır, fakat ABD işgalinden en az Kürtler kadar nemalanan, hatta ABD desteği ile yönetime gelerek Irak Hükümeti’nin çok önemli bir bölümünü oluşturan Şiilerin antlaşma ile ilgili duyguları işgalcileri memnun edecek cinsten değil. Geçtiğimiz günlerde Şiiler tarafından Basra’da düzenlenen, Amerika ile İsrail bayraklarının yakıldığı protesto gösterileri, Irak Meclisi’ndeki Şii milletvekillerinin de düşüncesini yansıtıyor ve bu durum, Amerikalıların canını sıkacak cinsten. Saddam’ın zulmünden kurtararak özgürlük bahşettikleri Şiilerin bu sert duruşunu hazmetmeleri kolay değil, ancak bu anlaşmanın da bir an önce imzalanarak yürürlüğe girmesi gerektiğini biliyorlar. Çünkü henüz Irak’taki işleri bitmiş değil ve BM kararı, bu güzel yere yerleşme planlarını altüst edebilir. Ayrıca yalnızca Şii milletvekilleri değil, bazı Sünni milletvekilleri de güvenlik antlaşmasını destekleme konusunda pek istekli davranmıyorlar.
ABD’nin imzalanmasını istediği antlaşmayı, onların istediği şekliyle imzalamak istemeyen Iraklılar, Amerika’nın şartlarının kabul edilmesi durumunda egemenlikleri konusunda taviz vermiş olacaklarını düşünüyorlar. Haksız da sayılmazlar. Çünkü ABD’nin imzalanması için aylardır yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğü söz konusu güvenlik antlaşması, ABD’nin Irak’ta 50’nin üzerinde üsse sahip olması, bu üsler aracılığı ile her türlü askeri operasyonun rahatça yapılabilmesi, Amerikan askerlerinin Irak hukuk sisteminden bağımsız olması (yani işledikleri suçlardan dolayı Irak yasalarına göre yargılanmamaları), Iraklıların hiçbir ön şart olmadan gözaltına alınabilmesi ve Irak hava ve deniz sahasının Amerikan birlikleri tarafından serbestçe kullanılması gibi bağımsız bir devletin kabul etmesi mümkün olmayan manda şartlarından oluşuyor. Bu şartlar şu anda hafifletildi. Taslakta, ABD askerlerinin hukuki statüsü ile ilgili olumlu değişimler yapıldı ve Amerikan ordusunun Irak’tan ayrılma tarihi konusunda 2011 tarihi öngörülüyor, ancak Iraklılar, Amerikalılara güvenmedikleri için antlaşmanın imzalanmasını istemiyorlar.
Birkaç gün önce Bağdat’ta, Şii lider Mukteda es-Sadr’ın yönlendirmeleri ile şehir tarihinin en büyük gösterilerinden biri yapıldı. Amerika’nın Irak’taki en güvendiği kişilerden biri olan İyad Allavi’nin liderliğindeki Irakıyye gibi siyasi gruplar antlaşmayı desteklemediklerini ilan ettiler. Irak parlamentosundaki en büyük siyasi grup olan Birleşik Arap İttifakı antlaşmanın yedi maddesine itiraz ettiklerini açıklayarak çekincelerini ortaya koydu. Ayrıca halk üzerinde çok büyük etkileri olduğu bilinen din adamları da antlaşmanın imza edilmesinin haram olduğuna dair fetvalar yayınladılar ve yayınlamaya devam ediyorlar.
Iraklı Şii lider Ayetullah-i Uzmâ Ali Sitanî, Başbakan Nuri el-Maliki ile yaptığı görüşmenin ardından Amerika’nın baskılarına boyun eğilmemesini öğütledi. Iraklı Büyük Merci-i Taklit Seyyid Kazım Hairi antlaşmaya karşı bir haram fetvası yayınladı ve Iraklı Sünni Müslüman Âlimler Heyeti de benzer yaklaşımlar ortaya koydular.
Iraklılar arasında tartışmalar tüm şiddeti ile devam ederken Amerika da antlaşmanın bir an önce imzalanması için tüm gücünü ortaya koyuyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Wood, zamanımız tükeniyor, kapı kapanıyor, Iraklılar için karar verme zamanı geldi, açıklaması yaparak Washington’un antlaşma konusundaki aceleciğini ortaya koyuyor ve hükümetinin, başkanlık seçimlerinden önce bu antlaşmanın imzalanması konusunda taşıdığı düşünceleri yansıtıyor. Çünkü başkanlık seçimlerini Demokrat Barack Obama’nın kazanacağına dair güçlü beklentiler var ve Demokratların Irak konusundaki yaklaşımı, Amerikan askerlerinin olabildiğince hızlı bir biçimde Irak’tan çekilmesi yönünde. Mevcut Amerikan Hükümeti ise böyle bir girişiminin yıllardır gösterilen çabaların boşa gitmesi anlamına geleceğine inanıyor.
Toparlarsak, Bush Hükümeti’nin Irak’a imzalatmaya çalıştığı ABD-Irak Güvenlik Antlaşması konusunda belirgin bir belirsizlik mevcut. Son günlerini yaşayan Bush liderliğindeki Amerikan Hükümeti Irak’ta elde ettikleri kazanımların heba olmasını engelleyecek bir anlaşma için giderayak bir antlaşma yapma peşinde koşarken, Iraklılar, kendi egemenliklerine halel getirmesini istemedikleri bir antlaşma yapabilmek için başkanlık seçimlerinin yapılmasını bekledikleri izlenimini veriyorlar.
