













Gelişmeler ilerledikçe saflar netleşiyor. Herkes durduğu yer ile ilgili olarak çok daha net mesajlar veriyor.
Başlıkta sıraladığımız dörtlü birçok konuda aynı tutumu alıyorlar. Aynı hedefleri saldırıyorlar. Aralarında oluşan kader birliği giderek daha fazla güçleniyor.
KÜRT AÇILIMI
Birinci olarak “dörtlü”nün Kürt açılımı konusundaki tavrına bakalım. Açılımın yapılmasını ABD istedi. 2007 yılında ABD’nin Dışişleri uzmanlarından David Philips, “Kürt sorunu”nun nasıl çözüleceğine ilişkin Raporunu yazdı ve ilgililere sundu. Ardından Dışişlerinin Kürt uzmanı Henry Barkey bu yılın başında konu ile ilgili Raporunu Obama yönetimine sundu.
Henry Barkey bir adım daha attı. Referans gazetesine Şubat ayında verdiği demeçte, Obama yönetiminin Kürt sorunu ile ilgili yetkililerinin görevlerine alışmaları ve yerlerine ısına bilmelerinin Nisan, Mayıs aylarını bulacağını “Kürt açılımı”nın ondan sonra gündeme gelebileceğini söyledi. Tam isabet!
Obama ise 6 Nisan günü TBMM’de konuşma yaptı. AKP iktidarından “Kürt açılımı”nı yapmasını istedi.
ABD’ye mecbur ve mahkûm olan AKP hemen harekete geçti.
AKP’nin en büyük destekçisi doğal olarak Fethullahçılar oldu. F Tipi Örgüt bütün basın yayın organları ile harekete geçti ve AKP’ye kayıtsız şartsız desteğini sundu.
PKK ise Kürt açılımını, Öcalan’ın ağzından, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra gerçekleştirilen en büyük atılım olarak değerlendirdi.
Böylece bugün Türkiye’nin gündemini işgal eden en önemli konuda tam bir ittifak halinde oldukları ortaya çıktı.
ERGENEON TERTİBİ
İkinci ve esas olarak üzerinde durmak istediğimiz konu Ergenekon tertibidir.
Bilindiği üzere Ergenekon Tertibi için 5 Kasım 2007 günü Vaşington’da gerçekleştirilen Bush - Tayip görüşmesinde düğmeye basıldı.
Tertibin uygulayıcısı devlet içine yuvalanmış olan F Tipi örgüt. PKK ise en başından beri tertibi destekledi. Zaman içinde bu desteğini çok daha net olarak ifade etmeye başladı.
Son olarak Abdullah Öcalan Avukatları ile yaptığı görüşmede Ergenekon Tertibi konusunda şunları söylüyor:
“Şu Ergenekon davasına bakın. Sol geçinen İşçi Partisi’nin Başkanı Doğu Perinçek, Ordu darbecisi Muzaffer Tekin ve Faşist Alparslan Arslan aynı davada yargılanıyorlar. Düştükleri rezil duruma bakın. Bir de devletin Danıştay’ının yargıcını öldürüyor. Bu üçünü bir araya getiren aynı zihniyettir.”
Öcalan, Zekeriya Öz’ün “Osmanımın”ın yalancı şahitliği ve Ergenekon savcılarının yetkilerini aşarak Yargıtay’a yaptıkları başvuru sonucunda birleştirilen davalar ile ilgili olarak ortaya çıkan tablonun gönüllü propagandacılığına savunmuş.
Bu tabloyu mümkün kılan, dörtlü arasındaki kader birliğidir.
ORTAK ÇIKARLAR
Amerika’nın, Türkiye’yi Kürt açılımını yapmaya razı edebilmesi için Türkiye’nin milli güçlerinin, antiemperyalist yurtsever devrimcilerinin etkisiz hale getirilmesi gerekiyordu. Bunun için Türk Ordusunu, İşçi Partisi’ni ve diğer yurtsever güçleri hedef alan Ergenekon tertibi sahneye kondu.
Tertibin uygulayacak olan güç Amerikanın tam 40 yıldır sabırla örgütlediği ve devlet içinde, emniyette, yargıda ve devletin diğer kurumlarına sızdırdığı F tipi örgüttür.
AKP’nin ABD’nin söylediklerine uymaktan başka bir şansı zaten yok.
PKK ise ABD’nin ve AKP’nin mecburiyetlerini kendisi için tarihi bir şans olarak görüyor. Onun için bütün gücüyle Ergenekon tertibini destekliyor.
Dörtlünün aynı tutumu aldığı konu başlıklarını daha da artırabiliriz. Örneğin Türkiye’nin AB kapısına bağlı kalması noktasında da ortak hareket söz konusudur.
Abdullah Öcalan’ın son olarak Fethullah Gülen’e açıktan methiyeler düzmesi ve dostluk elini uzatması bu kader birliğinin sonucudur.
KÖTÜ VE İYİ
İbret verici bir tablo ile karşı karşıyayız. Bir yanıyla ülkenin karşı karşıya olduğu tehdidin boyutları ortaya çıkmaktadır. Emperyalizm, kaderini emperyalistlerle birleştirmiş iktidar sahipleri, Ortaçağ özlemcisi karanlık güçler ve ülke bütünlüğünü ile milli birliği hedef almış silahlı bölücülük kol kola harekete geçmiş bulunuyorlar.
Ama bu tablo’nun bir de iyi yanı vardır. Ergenekon tertibi, malum basın yayın organlarında büyük bir yalan propaganda eşliğinde sahneye konduğunda doğal olarak yurttaşların önemli bir kısmının kafacında “acaba” sorularına ve “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” kanaatlerine yol açmıştı.
Ama yukarıdaki tablo bütün bu soruları ve acabaları önemli ölçüde ortadan kaldırmaktadır.
“Ergenekon Operasyonu olmasaydı, Kürt açılımı bu kadar rahat gerçekleştirilemezdi” diyen Ahmet Altanlar, Yasemin Çongarlar ve Cengiz Çandarlar, halkın kafasındaki kuşkuların giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadırlar.
