Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Zafer Yakut
zaferyakut@gmail.com
8- MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
04 Mart 2010 Perşembe 11:33

8-Mart dünya kadınlar gününün anlam ve önemini değerlendirmeden önce,    tarihsel olgusu, eylem biçimi, gelişim süreçleri, sosyal ve toplumsal alanda yarattığı değişimler doğrultusunda bazı yazınsal kaynakları da irdeleyerek günün anlam ve önemine dair gelişmeleri özetleyelim.

  8 Mart 1857 tarihinde ABD 'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. Bu katılım ve dayanışma dünyada çok etkin ve derinden bir ses getirdi. Olayın yıl dönümlerinde değişik ülkelerde işçi sendikaları tarafından acımasızca bastırılan bu eylem kınandı ve değişik eylem biçimleriyle ölen 129 kişi anıldı ve direnişleri anlatıldı mücadeleleri örnek alındı.

Daha sonra, 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin , 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Dünya emekci Kadınlar Günü" olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Daha sonra sırasıyla 1921 'Moskova – ardından 1960 yılında   Amerika Birleşik Devletleride kutlanmasıyla güçlü bir şekilde dünya gündemine girdi

Birleşmiş Milletler ise; 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti.

Ülkemizde ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı. Kutlamalar Solanlardan ve kapalı alanlardan sokağa taşındı.

12-Eylül askeri darbeden sonra, dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya başlandı. genellikle halk hareketlerinin geliştiği ülkelerde her yıl düzenli kutlanan 8 mart   zaman zaman kaba kuvvete dayalı müdahalelerle bastırıldı ve insanlar gözaltına alınıp kovuşturmalara tabi tutuldu

Günümüzde baktığımızda ise dünyanın bütün ülkelerinde kutlanıyor. Buna rağmen gelisen toplumsal yaşam içinde kadının yeteri derecede söz hakkına sahip olmaması ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel olguların   içinde aktif rol oynamaması, kadın üzerinde sürdürülen çifte tahakkümün devam ettiğinin   bir göstergesidir.

8-Mart-2010 Kadınlar günü yaklaşırken yine etkinlikler düzenlenecek konserler verilecek kadına yönelik ayrıcalıklar dile getirilecek, uygulanan şiddet kınanacak, kadınlar her şeyimizdir onlarsız hayat düşünülemez, kadına dair bitmek tükenmek bilmeyen nutuklar atılacak, şiirler okunacak. Ve diğer gün anlatılan sözler okunan dizeler, atılan nutuklar unutulacak ve hayatta   kaldığımız yerden devam edilecek. Ancak bir de madalyonun diğer yüzünüze bakmak lazım. Bu konu ile ilgili   dünyada bazı ülkelerde   uygulanan serflik ve ayrıcalık devam etmektedir. Siyasal alanda baktığımızda ise; Parlamentolar arası Birlik Başkanı Anders Johnson araştırması var. Bu araştırmaya göre ;

146 ülkeden yarısından fazlasında kadın milletvekili oranı yüzde 10'un altında.

Bakanlıklar söz konusu olduğunda ise oranlar düşüyor. Dünya çapında bakanlıkların sadece yüzde 16'sı kadınların elinde bulunuyor. En fazla kadın bakana 19 bakanından 11'i kadın olan Finlandiya sahip. 15 bakanlıktan 5'ini kadınların yürüttüğü Almanya ise 17'nci sırada.

Parlamentolar arası Birlik, meclis ve kabinelerde kadınların genelde ikincil öneme sahip görevlere getirildiğine dikkat çekiyor ve Devlet Başkanları ve Başbakanlar arasında kadın oranının yüzde 5'in altında olduğunu vurguluyor. Tabii bu oranlar az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde daha da farklı

 

Rapora göre dünyada kadın milletvekili oranının yüzde 40 ve üzerinde olduğu sadece dört ülke var. Ruanda başı çekiyor...

En yüksek kadın milletvekili oranına sahip ülke Ruanda. Afrika'nın doğusundaki bu küçük ülkede meclise kadın kotası getiren düzenlemenin ardından kadın milletvekili oranı yüzde 48,8’e yükseldi. İkinci sırada yüzde 47 ile İsveç, üçüncü sırada da yüzde 41.5’lik oranla Finlandiya yer alıyor.

 Dördüncü ise yüzde 40’lık kadın milletvekili oranıyla Arjantin. Ancak dünyada kadına ilk seçme ve seçilme hakkı tanıyan ülke Türkiye olduğunu her defasında dile getiren siyasetçilerimizin bu tablo karşısındaki bakış açılarını merak ediyorum.Bu alandaki sıralamada

Almanya yüzde 31.6’lık kadın milletvekili oranıyla 17’nci sırada yer alırken, ABD yüzde 16,8'lik oranla 71'inci ve Türkiye 50 kadın milletvekili ve yüzde 9.1'lik oranla 107’nci sırada yer alıyor.

Meclislerinde tek kadın milletvekili bile bulunmayan Umman, Suudi Arabistan ve Katardır.

 

 Birleşmiş milletler verilerine baktığımıza ise; Kadının dünyadaki  yeri konumu ve değişik yönetim biçimleriyle yönetilen ülkelerin durumu iç açıcı değildir. Şöyle bir döküm ortaya çıkmaktadır

Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur.

Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır.  Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyar dolardır.

Küresel olarak, on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar, kanser, sıtma, trafik kazaları ve savaşlardan daha ziyade, erkek şiddetinin sonucu hayatını kaybetmekte veya sakatlanmaktadır.  En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suiistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle, suiistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suiistimal şeklidir.

Dinsel, kültürel vb. nedenlerle yılda iki milyondan fazla kız çocuğunun genital organlarına hasar verilmektedir (kadın sünneti). Bu oran, 15 saniyede bir kız çocuğudur.  Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 250.000 ila 500.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir.

Araştırmalar, kadına karşı şiddet ile HIV virüsü arasında yükselen bağlantıyı göstermekte ve HIV bulaşmış kadınların daha fazla şiddete maruz kaldıklarını, şiddet kurbanlarının da HIV bulaşma risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Bu verilerden sonra Yazımı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal in Anadolu kadınına dair deyimi ile bitirelim.

Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr,   Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim."

M.Kemal ATATÜRK

 

YAŞASIN GÜZEL ÜLKEMİN VEFAKÂR KADINLARI...

 

 

 

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR