













Bakan yapacaklar.
Başbakan yapacaklar.
Cumhurbaşkanı yapacaklar.
¡
Gazeteciler,
makam koltuğuna oturtulan çocuklara salakça
sorular soracak, büyümüş
de küçülmüş cevaplar alacak,
matah iş yapılmış gibi, pişmiş
kelle
pozu verilecek, sırıtılacak.
¡
“23 Nisan”
denince,
akıllarına
gelebilen vizyon
bu çünkü... Koltuk!
¡
Peki ya “ulusal egemenlik?”
¡
Hadi gelin, hazır “başkanlık sistemi” tartışılırken, bi soruyla cevap arayalım bu mevzuya...
¡
“White House” a... Türkçe tercümesi “beyaz ev”e, neden “Beyaz Saray” deriz?
¡
Alman “Weisses Haus” diyor... Beyaz ev yani.
İspanyol “casa blanca...”
İtalyan “casa bianca” diyor.
Fransız?
“Maison blanche” diyor.
Hepsinin dilinde, beyaz ev.
Azeri “ağ ev” diyor.
O da beyaz ev.
¡
White House,
dünyanın bütün dillerinde beyaz
“ev” demek...
¡
Biz niye “saray” diyoruz?
¡
Çünkü, bizim kafamızda, o evlerde oturup “yöneten” kişi, demokratik bir figür değildir... Dünya istediği kadar ev desin, oralarda oturan ve “yöneten”ler, saraylara layıktır. Padişahtır.
¡
Ve, bu kafa,
sadece
siyasileri değil, demokrasinin
diğer önemli unsurlarını
da
“padişah” olarak görür...
O nedenle “Adalet Sarayı”dır, o nedenle “Belediye Sarayı”dır!
¡
O nedenle,
“yöneten”ler
saraylarda fink atarken,
ahalinin kıçında don yoktur...
Ve, o
nedenle, yönetenlerini
saraylara layık gören ahalimiz karnını
doyurmak için anca
“Simit Sarayı”na gider!
¡
İşte o nedenle...
¡
Çocuklarımızı alıp, makam koltuklarına oturtacaklar bugün... Maazallah bu tür “faşizan” soruları merak edip kafalarını değiştirmesinler diye, kıçlarını alıştıracaklar... “Şöyle oturacaksın, böyle kaykılacaksın, şu şekil
:)))!!!!!!