Yazı Boyutu : Yazıyı Küçült Yazıyı Büyüt
Mehmet Bedri Gültekin
mbgultekin@haberajans.com
2010’a girerken (2)
31 Aralık 2009 Perşembe 16:28

            Türkiye 2010 yılına toz duman içinde ve bir yandan da umudu büyüterek giriyor. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda, Genelkurmay Başkanı’nın yaptığı açıklamaya rağmen günlerce yapılan aramalar, bir süredir Atlantik ötesinde planlanıp yürütülen operasyonun nereye vardığını gösteriyor.

            Bir yandan bu operasyon yürüyor ama öte yandan Tekel işçilerinin mücadelesi dalga dalga büyüyor. Toplumun bütün kesimlerini kapsayarak ve siyasallaşarak sürüyor.

            Artık bir talep, işçi eylemlerinde giderek daha fazla ön plana çıkıyor. “Yıkılsın AKP!”

            AKP’den çatırtı sesleri geliyor. Elazığ milletvekili Fevzi İşbaşaran’dan sonra Ankara Milletvekili Zekai Özcan’ın yaptığı uyarılar tarihi niteliktedir.

            Bu Parti’nin örgütlerinden birbiri peşi sıra gelen istifalar, iktidarın sonunun göründüğüne işarettir.

            Türkiye’nin önündeki temel soru; AKP iktidarının gidip gitmeyeceği değil, AKP iktidarından sonra ne olacağıdır.

            AKP gidecek ama ondan sonra gelecek olan iktidar gene serbest piyasa iktidarı olacaksa, Türkiye gene AB kapısına bağlı kalacaksa, “Stratejik müttefik” olarak ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesine destek verilecekse; bu durumda Türkiye, bir tuzağın içinden çıkıp diğer bir tuzağın içine düşmüş olacaktır.

            Yükselmekte olan halk hareketi; kaçınılmaz olarak işbirlikçi iktidarlar yerine; bağımsızlıkçı, halkçı, devletçi bir iktidarı nasıl gerçekleştireceğini düşünecektir, tartışacaktır.

 

DÜNYADA DURUM

            Türkiye’deki toz dumanın aksine Dünya; 2010 yılına, 2000’lerin başında Amerikan saldırganlığının yarattığı fırtına bulutlarının dağıldığı, yeni bir dünyanın şekillendiği koşullarda giriyor.

            Amerikan saldırganlığı, ezilen dünyanın direniş kayasına çarptı. Tarihin bütün zalimlerinin kaçınılmaz sonunu Amerikan emperyalizmi de yaşamaya başladı. Ve öyle görünüyor ki Amerikan imparatorluğu, tarihin en kısa ömürlü imparatorluğu olacak.

            İkinci Dünya Savaşı ile sahne alan bu İmparatorluğun, 2020 yılını bulması mucizelere bağlı görünüyor.

            Amerika Irak’ta yenildi. 2010 yılı ortasından başlayarak çekilecek. Bağdat’ta işbaşına getirdiği Kukla Yönetim bile daha bugünden ABD’den ayrı olarak Bölgesel inisiyatifler içinde yer almaya çalışıyor.

            Ama daha önemlisi Irak Merkezi Hükümeti’nin, Kuzeyde ABD tarafından oluşturulan devletçikle yaşadığı menfaat çatışmasıdır. Kerkük ve Musul üzerinden yoğunlaşacak kavga sadece Bağdat yönetiminin değil, bir bütün olarak Arap dünyasının ABD ile daha fazla cephe cepheye gelmesi demektir.

            Bu cepheleşmenin ABD için hayırlı sonuçlar vermeyeceğini söylemek için kâhin olmak gerekmiyor.

 

 

AFGANİSTAN

            Afganistan, ABD açısından çıkışı olmayan bir karabasandır. 2009 yılında bu ülkede ölen Amerikan askeri sayısı 500’e ulaştı. 2008 yılındaki kayıpların neredeyse iki katı.

            Afganistan’da görev yapan bütün komutanlar, Afganistan savaşının kaybedildiğini söylüyorlar. En çarpıcı değerlendirmeyi, bir dönem bu ülkedeki NATO kuvvetlerinin başkomutanlığını yapan Kanadalı general yaptı: “NATO, Afganistan’da çürüyen bir cesettir.”

            Irak ve Afganistan, Amerika’nın, o tartışılmaz askeri üstünlüğüne son verdiler. Batı Dünyası şimdi, bu iki ülkenin kahraman halklarının 6 – 7 yıllık kahramanca direnişinden sonra; Rusya, Çin, Hindistan ve İran gibi büyük askeri güçlerin varlığının ne anlama geldiğini daha iyi anlamıştır.

 

KRİZ DERİNLEŞİYOR

            Kapitalist dünyanın ekonomik krizi derinleşerek sürüyor. Henüz bir düzelme belirtisi yok. Tam tersine daha büyük kriz dalgaları bekleniyor.

            Amerikanın askeri gücüne dayanarak bolca bastırdığı kâğıt parçalarını, değerli para olarak bütün dünyaya ihraç etmesi ve bunun sonucunda dünyanın zenginliklerini yağmalayarak yarattığı refah döneminin sonuna geldik.

            Doların tuvalet kâğıdı kadar bile değerinin olmadığı günlere doğru gidiyoruz.

 

YENİ BİR DÜNYA DOĞUYOR

            Batı Dünyası ne kadar büyük kargaşalık ve kriz içinde ise, Çin, Hindistan ve Brezilyanın başını çektiği ezilen dünya da o kadar umut, istikrar ve gelişme var.

            Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Atlantik’ten Pasifik’e kayıyor. Avrupa-Amerika ekseninin yerini Asya, Afrika ve Latin Amerika ekseni alıyor.

            İnsanlığın tarih içindeki yürüyüşünde 500 yıldır başı çeken Atlantik uygarlığı yerini Asya’ya bırakıyor. Asya 5500 yıllık uygarlık tarihinde, tam beş bin yıl boyunca insanlığı ileriye taşımada hep öncü oldu.

            500 yıllık kesintinin ardından Asya şimdi yeniden hamle yapıyor.

            Yeni dönem, eski hegemonyacı gücün yerine yeni bir hegemonyacı gücün geçmesi anlamına gelmeyecek.

            Amerikan emperyalizminin başını çektiği Atlantik hegemonyacılığına karşı mücadelenin motoru Sosyalist ülkeler.

            İnsanlık Bilimsel Sosyalist ideolojinin yol göstericiliğinde, emperyalizme karşı verdiği mücadele ile her türlü sömürü ve baskının ortadan kalktığı, bütün dünya halklarının kardeşçe yaşadığı bir geleceğe doğru yürüyor.

            Gelecek aydınlıktır.

            Herkesin yeni yılını kutluyorum.                                                                                   
Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır
KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Bu içeriğe kayıtlı yorum bulunamadı...
Bu içeriğe ait yorum yok. İlk ekleyen siz olmak ister misiniz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ANKET
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz?
Okul Sütü Projesini Doğru Buluyor musunuz? anketi
Oylamaya Katıl »
» RSS
| Copyright © 2008 haberajans.com

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR