













''Ülkemizde üniversiteler uyuyor. Düşünün, hala domatesin tohumunu, buğdayın tohumunu yurt dışından temin ediyoruz. Bu bizim ziraat fakültelerimizin, araştırma merkezlerimizin en büyük ayıbı'' diyen Özcan, göreve geldiğinde YÖK Genel Kurulu toplanamadığını söyledi.
''O
zamanki Cumhurbaşkanımız genel kurul üyelerinin atamalarını yapmıyordu.
Bir buçuk ay boyunca gidip geldim ve yükseköğretimle ilgili en önemli
sorunların ne olduğunu tespit etmeye çalıştım.
Türkiye'deki yükseköğretimin en önemli sorununun, üniversiteye girmek için bekleyen 1.5 milyon öğrenci olduğunu düşündük. Bununla ilgili üniversitelerin kapasitesini ilk yıl yüzde 25, ikinci yıl yüzde 15 artırdık. Son 20 yılda üniversitelerin kapasiteleri yüzde 3 ve 6 arasında artırıldığı düşünülürse, önemli bir kapasite artırımına gittik. Çarpıcı bir örnek vereyim, 1986-1987 akademik yılında ülkemizde 21 tıp fakültesi vardı, bu fakültelerde 2005 öğretim görevlisi çalışıyordu, 5 bin 99 öğrenci eğitim görüyordu.
20 yıl sonunda 2006-2007 akademik yılında tıp fakültesi sayısı 47'ye ulaştı. Yani 26 yeni tıp fakültesi açıldı. Öğretim görevlisi sayısı 8 bin 512'ye yükseldi. Ancak tıp fakültelerinde okuyan öğrenci sayısı sadece 18 artarak 5 bin 117 oldu. 26 tıp fakültesi açıyorsunuz, ancak 18 öğrenci artırıyorsunuz. Bu çok ciddi bir sorundu.'' dedi.
Mesleki ve teknik
eğitimi yeniden yapılandırdık. Türkiye sanayicisi, teknik eleman
yetiştirmemizi istiyor. Ekonomimizin güçlenmesini istiyorsak, mesleki
eğitime büyük önem vermeliyiz.
