'İstanbul'da Sonbahar'

Öncelikle herkese Merhabalar..

İlk yazımla buradayım..

İçimde ki yazma ve paylaşma heyecanı bambaşka..

Hayata dair kıyıda köşede kalmış ne varsa ortak bir dilde buluşmak dileğiyle..

 

İstanbul gerçekçi bir ekim sonu geçiriyor..

Geçmiş yıllarda İstanbula bu kadar ısrarla yağan bir yağmuru hatırlamakta zorlanıyorum..

Hüzünle beraber şehri sırılsıklam yaptı..

Kimisi için ne zor kimisi içinde ne keyif vericidir..

Keyif verici kısmını yazıyorum..

Zor olan kısmı sosyal çıkmazları,siyaseti ve ekonomiyi yazmayı gerektirir.

İlk günden hiç bulaşmayayım.

Bu ülkede sosyal sorunlarla bağlantılı o kadar çarpıklık oluyor ki bahsetmeden geçmek mümkün değil.

İlerleyen günlere..

 

Bugün Ekim yağmurunun hatırlattığı Aşk Hallerini yazıyorum.

Aşkına romantizm arayan gençler,yaşlılar için bir fırsat..

Hele bide aşkın baharıysa değme keyfine..

'Aşkın Baharı' ne mi oluyor?

Yazalım..

İlk heyecan.. ilk el titremesi.. ilk terleme..

Düşünürken yüzünün aldığı gülme ifadesi..

İçinden gelen bağırma hissi..

Herkesi kucaklama sıkma hali..ve bunlar gibi türlü şeyler..

Ne güzel heyecanlar değil mi?

 

Her an bir aranma sorulma beklentisi,

Her an bir düşünce ne yapıyor ne düşlüyor merakı..

Hep bir istek ama dile getirememe güdüsü..

'Aşkın ta kendisi' desem yanılmış olurmuyum acaba?

Olmayınca özlenen istenen şey bu duygular bu haller değil mi?

Derinden iç geçirmeler.. Şarkılarda yaşanan hüzünler..

Hepsi aynı adrese çıkıyor..

Hepsi aşk sözcüğünde buluşuyor..

Aşkın içinde buluşuyor..

 

Peki hep böyle mi gidiyor? Değişmiyor mu? Bozulmuyor mu?

İşte o zaman buyrun karşı pencereden de bakalım derim.

 

Gün geçtikçe azalan hafifleyen bir duygu..

Beklentilerin yavaşladığı tutkuların zayıfladığı zamanlar..

Aranmama istenmeme üzüntü yaratmıyor.

Zevkler,paylaşımlar azalmış..

Gördüğünde heyecan yok..

Rica minnet yapılan konuşmalar.. Ve tükeniş..

 

O ilk halden sonra gelinen nokta ne garip değil mi?

İşte bu da 'Aşkın ta kendisi'.

Neyin çok güzel gideceğinin garantisi var ki iki insanın aralarında ki hissiyatın güzel gideceğinin garantisi olsun.

Zaman zaman yaşanan ortak beğeniler ortak bir his ve son..

 

Peki hep mi tükeniyor hiç mi yaşamıyor?

Tabi ki hayır..

Uzun soluklu evlilikler ve beraberlikler ne demek oluyor..

İşte onlar yaşadıkları hissiyatı bir ömre yaymayı becermiş olanların yaptığı şey..

Ne güzel ve ne imrenilen şey..

'İlk zamanlarda ki gibi mi gidiyor hep' sorusuna verilecek yanıt kocaman bir hayır olur.

Öyle gitmeyeceğini bilmek için yaşamak gerekmiyor..düşünmek gerekiyor..

O ilk haller zamanla normale yaklaşacak... Normal bir hal alacak.

Normale yaklaşmayan iki şey var:

SEVGİ ve DEĞER..

Hiç üşenilmeden verilen hiç cimriliğin yapılmadığı iki sihirli şey..

İşte bir ömür boyu giden ve şaşırdığımız ilişkilerdeki yok olmayan his.

Bu his dikiyor ayağa ilişkiyi en zor zamanlarda..

Bu his diriltiyor aşkı en hararetli kavgalardan sonra..

Bu his yaşatıyor en güzel olanını hayatın..

Ve bu his yaşatmıyor insanı   o olmayınca yanında.

 

Herkesin ömründe bu güzelliği yaşamasını dilemek gerekli oldu..

Hemde en sınırsızından..

 

Tekrardan görüşmek ve paylaşmak dileğiyle..

Hoşçakalın..

Yazar : Salih Göçen
http://www.haberajans.com sitesinden 17.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.