













- Meclis'te 608 tane fezleke var. Ama yargı adım atamıyor niçin? Çünkü milletvekilinin dokunulmazlığı var.
- Ermeni açılımı için de tarihi bir fırsattır diyordu onun ülkeyi nereye götürdüğünü gördük. Anayasa değişikliği için de tarihi fırsat diyordu Sayın Cumhurbaşkanı onun da ülkeyi nereye götürdüğünü gördük.
- Cumhurbaşkanlığı konusunda bir uzlaşma ihtiyacını yok sayıp kendi iradenizle oraya dayatırsınız. Eğer uzlaşmayla seçilmiş olsaydı Cumhurbaşkanı ombdusman olurdu. Türkiyeyi kucaklardı.
Rektör atamaları
-
Sayın Cumhurbaşkanı son dönemde 14 tane rekötör atadı ki bu atamaların
tümü seçilenlerin dışında olmuştur. Üniversitenin iradesini yok
saymıştır. Bunların en dramatik olan Bolu İzzet Baysal Üniversitesi'nde
gerçekleşmiştir. Bu üniversite vakıf üniversitesi olarak kurulup
devlete emanet edilmiştir. Vakfında gelirleri üniverseteye dolayısıyla
devlete tahsil edilmiştir.
- YÖK’ün sıralamada bir değişiklik yapması durumunda Sayın Vakıf Başkanı
Ahmet Baysal Sayın
Cumhurbaşkanı'ndan 15 dakikalık görüşme talep ediyor. Ancak bunlara
rağmen Cumhurbaşkanı bir başkasını rektörlüğe atanıyor. Gazetelere bu
durum “Baysal ağladı” şeklinde yansıyor.
- Sayın Baysal “Vakıf
başkanından 15 dakikalık görüşmenin çok görülmesi beni derinden
yaralamıştır” diyor ve basın toplantısında gözyaşı döküyor. “Siyasiler
bir adayı desteklemişti o aday benim gözümde siyasilerin adayı”
demiştir. O üniversitede görev yapan hocaların tümü “Dokunmayın bu
rektör iyi bir hocadır” diyor ama siz bunu neden duymazdan geliyorsunuz.
-
Sorun anayasadan önce o anayasayı uygulayacak kişilerdedir. Siz
despotsanız hiçbir anayasa sizi demokrat yapamaz. Olay budur. Sizin
gerçeğiniz budur.
Ermeni açılımı
- İsviçre’de toplantılar yapıldı. Tarihi fırsattır denildi. Protokoller imzalandı ve yola çıkıldı.
-
Ermenistan bizim bir komşumuzdur. Ermenistan kurulduktan sonra Türkiye
onu ilk tanıyan ülkelerden biri olmuştur. Tarihte yaşanmış olan acı
olaylar ayrı ve önemli bir tartışma konusudur. Gerçeklere saygı
gösterip peşin hükümlü suçlamalar boyun eğmeden her zaman tartışırız.
-
Daha sonra Ermenistan 1993 yılında Azerbaycan topraklarını işgal etti.
Tüm dünya bunun bir işgal olduğunu kabul ediyor. Bunu üzerine Türkiye
‘olmaz bir şey’ dedi ve sınırını kapattı.
- Ermenistan bundan
çok rahatsız oldu. 60m bin ermeni kökenli insan Türkiye’ye geldi.
Türkiye bu işsizlik ortamında bu insanları ekmek kavgasına göz yumdu.
Bu bizim kültürümüz. Irak’ta Kürt kökenli insanlar katliama uğrayıp
Türkiye’ye kaçmış onları kucaklamışız. Bulgaristan, İran, Bosna’da
benzer olaylarda Türkiye hep kucak açmış.
- Türkiye sınırı
Ermeni halkına eziyet için değil, Ermenistan’a düşmanlık olsun diye
değil, sınırı kabul etmedikleri için değil Azerbaycan’a yaptıkları için
kapattı. Hükümet sıfır ihtilaf diyor ya. İhtilafı ortadan kaldırmak
bizim elimde ise bu demektir ki ihtilafı biz yarattık. Ya da
karşıdakilerin yarattığı ihtilafı hazmetmektir. Ermenistan ile Türkiye
arasındaki ilişkilerin daha iyi bir noktaya gelmesi konusundaki iradeyi
Ermenistan’da biz göremiyoruz.
Meclis'teki gerginlik
-
Bazen o görüntülere bakınca uzak asya parlamentolarındaki güreş
yetenekleri gelişmiş milletvekillerini izlediğimizi zannettik. Bunu
arkasında ne var diye düşündük. Bunların arkasın görmemiz gerek üç ana
nokta var.
- Bunlardan biri eş tartışmasıdır. Aile ve eş
tartışması kürsüye yansımıştır. Hassas bir konu. Herkes için hassas.
İkincisi, bir din istismarı boyutu vardır olayın. Eş aile tartışmasıyla
din istismarı tartışması birbirine girmiş ve olay çığırından çıkmıştır.
- Üçüncüsü ise saldırı boyutudur. Çok açık ve sistemli, parti düzeyinde, organize saldırı olayı gerçekleşmiştir.
-
Eş tartışmasına çok üzüldük. Siyasi tartışmanın muhatabı siyasetçidir.
Böyle bir durum bizim ahlak anlayışımıza yakışmaz. Herkesin ailesine
saygı göstereceksin. Bunu öğrenmediysen senin siyaset sahnesinde yerin
yok demektir.
- Bu temel bir ilke ama tek taraflı bir ilke
değil. Kimse ailemizi siyaset zeminine taşımayacağız. Taşırsak o da
saldırıya hedef olmaya başlar. Eşine en büyük haksızlığı sen yapmış
olursun.
- Bun olayda ilk kez sayın başbakan Pazar günü
TRT’deki toplantıda hiç icabı yokken eşi ile ilgili bir konuyu gündeme
getirmişti.
- Türkiye’de kılık kıyafet ile ilgili bir
konuyu konuşacaksan eşin üzerinde bunu yapmayacaksın. Eşinle ilgili
hatıraları anlatıp bir mağduriyet görüntüsü yaratırsan bu yanlış olur.
-
Fransa’da devlet başkanının lisanı münasiple “Eşini buraya getirme”
demiş olmasıdır. Sarkozy “Yapacağın devlet ziyaretinde eşin getirme”
dediğini biliyoruz. Bu bizi de rahatsız etti. Ne suçlama konusu yaptık
ne şikayet ettik.
- Sen ağlayıp şikayet edecek noktada değil
suçlamaları çözecek noktadasın. Çözebildiğini çözersin çözmediğini
istismar edemezsin. “Hem çözemem hem şikayet ederim” yok öyle bir şey.
Çözebiliyorsan çöz çözemesen sus.
Din istismarı
-
Peygamber bütün İslam aleminin bütün inançlara saygılı insanların
peygamberi. Falan kişi adeta odur dersen, herkesin peygamberine en
büyük saygısızlığı yapmış olursun.
- Milletin önünde hesabını
vermemiş birini Peygambere benzetirsen olur mu? Yanlış olmuştur.
Geçenlerde bir belediye başkanı çıktı, “Herkes Tayyip Erdoğan’a şükür
namazı kılsın” dedi. Şu hadsizliğe bir bakın.
- Bunlar
duymamazlıktan gelinecek konular mı? Bu dine peygambere en büyük
saygısızlık. Böyle bir namaz kılma teklifinin Müslümanlıkla alakası var
mı?
