Eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, ‘Evet’ cephesinin hedefi oldu; 1995
yılında söylediği iddia edile bir cümle Başbakan tarafından mitinglerde
kullanıldı.
Moğultay, “MHP’li faşistleri ve Refahlıları mı işe alacaktım” sözünü kendisinin kullanmadığı söyledi...
12 Eylül’de yapılacak referandumda en fazla tartışalan konuların başında
‘Yargının bağımsızlığı’ geliyor. Miting alanlarında ‘Hayır’ cephesi
“Anayasa değişikliği kabul edilirse, hükümet yargıyı ele geçirecek. Önce
HSYK’yı sonra da Anaya Mahkemesi gücünü kaybedecek” tezini savunuyor.
‘Evet’ cephesi ise bu teze karşı çıkarken özellikle CHP’ye; 27 Temmuz
1994 ile 5 Ekim 1995 yılları arasında Adalet Bakanlığı yapan Mehmet
Moğaltay’ın sözleriyle yükleniyor. Başbakan Erdoğan bazı mitinglerinde
Moğultay’ın bir sözünü kullandı ve Adalet Bakanlığı’na CHP’lileri
aldığını iddia etti. Moğultay, hakkındaki iddialara yanıt verdi. VATAN’a
konuşan Moğultay’ın açıklamaları şöyle:
YALAN SÖYLÜYOR:
24 Ağustos Sivas mitinginde Başbakan, Adalet Bakanlığım dönemimde
“MHP’nin faşistlerini mi, Refah Partilileri mi işe alacaktım” dediğimi
iddia etti. 5 Eylül İstanbul mitinginde de benim olduğunu iddia ettiği
sözü abartarak kullandı. Ayrıca geçen yıl Meclis konuşmasında da bundan
bahsetti. Bu konuya açıklık getireyim.Ben hiçbir zaman faşist kelimesini
kullanmadım ve Refah Partililer’den bahsetmedim. 1995 İstanbul
Kongresi’nde “Ben CHP’lileri işe almayacağım da MHP’lileri mi alacağım”
demiştim. Bu söz tamamen kongre ortamında söylenmiş bir sözdü. Bunu
MHP’liler büyük bir olgunlukla karşılamışlardı. Başbakan MHP’lilelerin
oylarını almak için Refah Partilileri de kıştırmak için yalan söylüyor.
Ayrıca işe alınan elemanlar önce yazılı sonra da sözlü bir sınav sonucu
işe alınıyordu.
O HAKİMİ BEN ATAMADIM:
1998 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ı mahkum eden hakimin benim bakanlık
dönemimde atandığı iddia ediliyor. Aslında Erdoğan 1998’de mahkum olmuş.
Oysa ki benim bakanlığım 1995’te sona erdi. Benimle hiç alakası olmayan
bir olay. Şu anda Türkiye’deki her hükümlü kendisini mahkum eden hakime
ve de onu atayan bakana kin ve hınç duyarsa bu insanların, bu ülkenin
hali ne olacak. Başbakan bu davranışlarıyla topluma kin tutmayı
öğretiyor, kargaşa yaratıyor. Kin insanları çıkmaz sokaklara götürür.
GÜÇ ADALETTİR:
Bir devletin temelini oluşturan esas güç ‘Adalettir’. Yasama ve
yürütmenin iş ve eylemleri de sonuçta adalete intikal edeceğinden son
söz daima adaletindir. Yasama, yürütme, yargı birbirinden bağımsız
olmalıdır. Yargı gücü, yasama ve yürütmeden ayrılmamışsa ülke otoriter
rejime girer. Demokrasinin temelinde hukuk devleti, hukuk devletinin
temelinde ise insan hakları vardır. Hukuk devleti Fransız Devriminin
simgesi olan ‘İnsan ve yurttaş hakları bildirgesinde” ilan edilen temel
hak ve özgürlükleri sağlam güvencelere bağlama ihtiyacından doğmuştur.
Bu anlayışta temeli bulan hukuk devletinin bir insan hakları devleti
olduğunu söyleyebiliriz.
BAĞIMSIZ YARGI:
Bir hukuk devletinin olmazsa olmaz koşullarının başında bağımsız yargı
gelir. Çağdaş devlette, yurttaş üzerinde ‘yargı gücü’ kadar doğrudan
etkili başka güç yoktur. Bunun içindir ki bir ulusa bu yeryüzünde
yüklebilecek en büyük ceza bağımsızlıktan yoksun adalet mekanizmasıdır.
Bağımsız yargı ulus içindir. Bağımsız yargı zedelendiğide, bağımsız
yargıdan ödün verildiğinde hukuk devletinden söz edilemez. Yargıya güven
sarsılırsa, ülkede herkes etkilenir.
AMAÇ YARGIYI ELE GEÇİRMEK:
Bu hükümet ve Başbakan yargıya kızgın. Yargının bazı kararları hükümeti
çıldırtıyor. Başbakan, mahrumiyeti ve Meclis’te bulunan fezlekeleri
nedeniyle yargıya kızgın. Hükümet, bizzat Başbakan yargıyı denetim
altına almak istiyor. Referandumun gerçek nedeni budur.
Referandumda ‘yargı bağımlı mı olsun’ diye bir soru sorulamayacağından
bu soru örtülü olarak referandumda sorulmaktadır. Yargı denetimi ortadan
kalkınca AKP iktidarı her türlü hukuksal sınırlamadan kurtulmuş olacak,
ülkeyi keyfince yönetecektir.
ONURLU TÜRKİYE İÇİN:
Temiz ve onurlu bir Türkiye, yargıç bağımsızlığı ve yargı güvencesi ile
sağlanır. Yargıç ve savcılaramız her türlü polemikten kaçınmalı, yerli
yersiz yorumların etkisinde kalmamalı, kanuna uygun olarak karar
vermelidir.
Duruşmaların aleniyeti var ama sanığın da kişik hakları olduğu
unutulmamalı. Ergenekon davasında yargılanan Mustafa Balbay ve Tuncay
Özkan gibi iyi gazeticiler, Mehmet Haberal gibi dünya çapında tıp
doktoru uzun süredir cezaevlerinde bulunuyorlar. Ne ile suçlandıklarının
söylenmemesi avukatları bile isyan ettiriyor. Adaletin gecikmesi en
büyük adaletsizliktir. Yasalar eşit ve etkin biçimde duraksamadan
uygulanmalı. İdari ölçüler bulunmalı, mağduriyetler önlenmelidir.
Tutuklama, baskı altında tutulma cezaya dönüşürse; suç sayılır.
Neden ‘Hayır’ oyu vereceğim?
UZLAŞMA ile hazırlanmış bir Anayasa değişikliği değil ve toplumsal
mutabakat bulunmuyor. Yapılan değişiklikler AKP iktidarına hezmet
edecektir. Değişiklik yapılırken Venedik Kriterleri göz ardı edilmiştir.
Vatandaşın mahkemeye başvurma hakkı elinden alınıyor. Emekli memurların
kaderi hükümetin iki dudağı arasına bırakılıyor. Seçim barajı aşağıya
çekilmiyor. HSYK’da yapılan değişiklikte bakan daha güçle hale
getiriliyor. Bu durum AB raporlarına da aykırı. Yargı ile ilgili
değişiklikler yargıyı siyasal iktidarın güdümüne sokar. Yargı ele
geçirilirse hızla otoriter bir rejime ve Hitler dönemine doğru ülke
sürüklenir. Milletvekili dokonulmazlıklarına Anayasal bir çözüm
getirilmemiş. Bu Anayasa değişikliği 12 Eylül Anayasası’ndan daha geri
hükümleri ihtiva etmektedir.
Kılıçdaroğlu CHP’yi iktidara taşır
MOĞULTAY, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili ilginç
bilgiler verdi. Kendi döneminde Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel müdürü
olduğunu söylerek şu bilgileri verdi: “Kılıçdaroğlu 1991’de bakan
olduğum zaman Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nde genel müdür
yardımcısı olarak çalışıyordu. Çalışkan ve bayarılı olduğun uduydum.
Bağkur Genel müdürlüğü’ne getirdim. SSK’da Genel Müdür’ün istifasından
sonra Kılıçdaroğlu’nu SSK Genel Müdürlüğü’ne atadım. Dürüstlügü ile
ilgili bir anım var. Bakanlığım döneminde SSK’da bir ihale yapıldı.
İhaleden 2*3 gün sonra Kemal Bey bana geldi ve “Bu ihaleyi iptal etmemiz
gerekiyor” dedi. Nedenini sorduğumda ise “İhaleyi alanlar benim
akrabalarımmış” dedi. Biz de ihaleyi iptal ettik. Kendisi SSK’da önemli
düzenlemelere imza atmıştır. SSK’da işçi emeklilerinin yönetimde
temsilini sağlayan düzenleme benim ve Kemil Kılıçdaroğlu’nun zamanında
çıkmıştır. Kılıçdarolğu 2011 seçimlerinde CHP’yi iktidara taşıyacak
yegane güçtür.”
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Yazılım & Tasarım & Teknik Destek : Mahmut ÖZDEMİR