













Türker, şöyle devam etti: "Türkiye'de Balyoz darbesi aslında bir sivil plandır. Ancak birileri bu planı askerlerin arkasına koymuştur. Yapılan tüm operasyonlar Başbakan Erdoğan'ın bilgisi dahilinde gerçekleşmektedir. Bunu da kendisi medya patronlarına 'Yazarlarınıza yazdırmayınız siz hakimsiniz' deyişinden kolaylıkla anlıyoruz. Türkiye'de bir dönemlerde DEV-POL ve POL-BİR diye devrimci ve ülkücü polisler diye adlandırılarak ikiye bölünmüştü. Şu an yargıda da aynen böyle bir ayrışmaya neden oldular."
"düne kadar yargıda örgütlenme olamaz" diyenlerin, YARSAV'a karşı tepki alan hükümet mensuplarının nedense yeni kurulan Demokratik Hukukçular Derneği'ne ses çıkartmadığını söyledi. Bu konunun nereye varılmak istendiği 2002 yılında göreve gelen AK Parti'nin hazırladığı eylem planının üçüncü sayfasında hükümet programlarında görmek mümkün" diyen Türker, şunları söyledi: "AK Parti ülkeyi sivil bir örgüt yapısı ile yöneteceğini söylüyordu. Ancak bugün İzmir'de dahil olmak üzere yaklaşık 50 kişilik avukat oldukları söylenen bir grup Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)'na, Danıştay ve Yargıtay'a dava açılıyor. Bu hareketlenme dava açılıyor imajını kamuoyuna yayılmasına neden oluyor."
