Facebook'da takip et..
Bolu'da partisinin il kongresine katılan Baykal, İl Kültür ve
Turizm Müdürlüğü'nde düzenlenen kongreye CHP'li
Kemal Anadol,
Mustafa Özyürek,
Mehmet Sevigen,
Gürsel Tekin'in yanı sıra çok sayıda partilide katıldı.
Baykal, ''Şimdiki yaşanan olaylar, sanki Türkiye'de bir darbe yapıldı da
haberimiz yok, ilan edilmedi darbe, darbe doğrultusunda icraatlar başladı. Toplu
gözaltına almalar, tutuklamalar, özel adalet dışı yargılama süreçleri,
gözaltılar, iftiralar, Türkiye'de yaygınlaştırıldı.'' dedi.
Deniz Baykal şunları kaydetti:
"Çünkü bir cemaatle
ilgili bir soruşturma başlatıldı"
"
Erzincan'da başsavcıyı tutuklamaya karar aldılar.
Vicdan var, hak var, adalet var, insaf var
"Çünkü bir cemaatle ilgili bir soruşturma başlatmış.
Başbakan yardımcısı telefon açıyor. Diyor ki 'Soruşturmayı derhal bırak ve
gözaltına aldıklarını derhal salıver. Bağımsız yargıdır, ama işin nasıl
geliştiğini de bilelim. Savcıya bir soruşturma nedeniyle müdahale ediyor.
Hükümetten başbakan yardımcısı. Orada başlayıp iş orada biter mi? Yargıya
müdahele edilince çalışmak ister mi? O da çıkıp gidiyor. Dosyayı da
Erzincan'a gönderiyor.
Erzincan'a dosyayı soruyorlar. dosyayı görmediğini söylüyor. Daha sonra
bir ihbar mektubu geliyor. Diyorlar ki bunlar terörist faaliyetleridir, silahlı
çetedir, o senin suç işledi dediğin insanlar, ortada silah varsa, terör varsa
özel yetkili mahkeme bakacak. Özel yetkili mahkeme de
Erzincan Erzurum'da. Ben o dosyayı
Erzurum'a verdim.
Erzincan'daki diyor ki ben silah falan görmedim.
Benim bildiğim silah falan yok. Olsun diyorlar silahlar varmış, ihbar mektubu
geldi diye. Kendi kendilerini ihbar ediyorlar silahlıyız diye. Sonra madem ki
silahlarınız var diyorlar, sonra da uydurma suçlarla bir dava. Efendim neymiş.
Adliye lojmanlarına kamelya yaptırmış. Bu imar kirliliği yaratıyormuş diye. 26
yıl ceza. Kime başsavcıya. Bu yetmedi şimdi dediler ki sen Ergenekon'un bir
mensubusun. Madem sen başlattın, madem Ergenekon'un işidir, senden hesabını
soracağım. Nerden biliyorsun, gizli bir tanık var dediler. Konu hakkında bilgisi
var. Ne diyor bu tanık; 'Ankara'da Albay
Dursun Çiçek
Erzincan'a gelmiş. 2009 yılında seninle buluştu,
birlikte tezgah yaptınız, gizli tanık bize bunu anlatıyor. Diyorlar, geldiğimiz
noktada nerede gizli tanık diyorlar. Gizli tanık kayıp. Gizli tanık bulunamadı.
Erzincan'daki
Başsavcı dedi ki; ben o kişiyi ne tanırım, ne
bilirim, ne hayatımda karşılaştım, ne konuştum, ne telefonla görüştüm.
Ankara'daki Albay'a sordular, sen geçen ay
Erzincan'a gitmişsin. Albay; ben 1993 yılında
Erzincan'a gitmiştim. Bunun dışında
Erzincan'a gitmişliğim yok. Bunların hepsi gerçek,
olay. Bunların hepsi kayıtlı kuyutlu."
''Bir 'Kürt açılımı yapacağız' dediler...
"Türkiye'nin 3 tane ordusu var, biri de 3. ordu. Yani bu
Malatya'daki orduyla 2.
Ordu Artvin'den,
Kars'tan,
Ardahan'dan aşağısına kadar, diğer taraftan
Karadeniz noktasına kadar bütün coğrafyayı Türkiye adına alınacak savunmasını,
egemenliğini, hukukunu Türkiye adına orada üstün tutacak ordusunun başındaki
kişi. Şimdi bu kişiye diyorlar ki sen şüphelisin. 3.
Ordu komutanı şüpheli. Yani diyorlar ki sen gel burada
ifade ver, burada bilmem ne yap. Şimdi yargılamaların adaletsiz olduğu bir
ortamda diyelim ki 3.
Ordu Ordu mensupları içersinde Şüpheli olarak gösterilen bir
komutanın himayesinde kirli
Ordu olmaya devam ediyor.
Bundan daha kötü bir şey
olabilir mi? Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir şey olabilir mi? Bu ne hukukla,
ne adaletle, ne vatanseverlikle, ne yurttaşlığa sığar. Bu vatanseverlikle,
sorumlulukla ilgili, basiretle ilgili, yurttaşlıkla ilgili bir konu. Bu böyle
gitmez. Türkiye bu durumu kaldırmaz."
Baykal, ''Bir 'Kürt açılımı yapacağız' dediler. Bu açılımdan sonra geldiğimiz
noktada bunlar memlekete ne kazandırdı Allah aşkına? Bu açılım tartışması ile
Türkiye ne kazandı? Bu gün Türkiye halk kaynaşmış, birbirini seven, güvenen
insanların Türkiyesi mi? 'Onun etnik kökeni şu, bunun etnik kökeni bu.'
Kuşkuların ortaya çıktığı, birbirimize kuşku duyar hale dönüştüğümüz bir toplum
haline getirdiler.'' sözleriyle açılımı eleştirdi.
''Bu açılımın Kürt kökenli insanlarımızı kucaklamaya, farklılık taleplerini
karşılamaya, onları Türkiye ile kaynaştırıp bütünleştirmeye yönelik bir
yaptırımı olmamıştır'' diyen Baykal, şöyle devam etti: ''Terör yapanların suyuna
giderek, terör yapanlarla el ele vererek, onlarla işbirliği yaparak, sanki
terörü önleyebilirlermiş gibi bir politikanın içine girmişlerdir ve onları
kucaklamışlardır. Kürt kökenli insanları değil, teröristleri kucaklamaya
kalkmıştır. Habur'da sınırda Türk kanunlarına göre suçlu oldukları halde
ellerini kollarını sallayarak sınırdan içeriye girmelerine imkan verecek şekilde
orada seyyar çadır mahkemesi kurdurmuşlardır. Savcıları oraya göndermişlerdir,
hakimleri oraya göndermişlerdir. Gelenler de 'Ben terör örgütünden ayrılmadım,
Öcalan'ın mektubunu getirmek üzere buraya geldim, pişman da değilim' dediği
halde onlara 'geç, geç' diye mahkeme kararlarıyla Türk
Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerini yok sayarak, hukuku
katlederek, hukuka tecavüz ederek, hukukun ırzına geçerek, onları içeriye
almıştır."